Çaldığı pırlantayı yutan İrlandalı turiste 8 yıl 9 ay hapis cezası

İrlandalı turist Ian Camppel, 4 Ekim 2018 Perşembe günü öğle saatlerinde, Kordon Caddesi’ndeki kuyumcu dükkanına müşteri gibi girip, pırlantalara bakmak istediğini söyledi. Camppel’e oturması için yer gösterilirken, beğendiği iki pırlanta da incelemesi için çıkarıldı. Satış temsilcileri, Ian Camppel’e pırlantaların özelliklerini anlatıp, sertifikalarını gösterdi. Camppel, iddiaya göre, satış temsilcilerinin boş anından faydalanıp, 40 bin dolar değerindeki pırlantalardan birini önce avucunun içine sıkıştırdı ardından kısa pantolonun gizli cebine koydu. Ian Camppel daha sonra da taşları beğenmediğini belirterek, teşekkür ettikten sonra dükkandan çıkmak istedi. Camppel, mağazanın kapısına geldiğinde satış temsilcileri, pırlantalardan birinin eksik olduğunu fark edip, kendisini durdurdu. Kuyumcuya çağrılan polisler, Ian Camppel’in üzerinde yaptığı aramada pırlantayı bulamadı. Bu sırada kuyumcu dükkanının müdürü, güvenlik kamerası kayıtlarını incelediğinde Camppel’in, pırlantayı avucunun içine alarak çaldığını belirledi. Buna rağmen pırlanta bulunamadı. Ian Camppel’in pırlantayı yutmuş olabileceği ihtimali üzerine nöbetçi savcıdan hastanede tıbbi görüntüleme yapılması için izin alındı.

FOTO:DHA

Marmaris Devlet Hastanesi’ne götürülen Camppel’e, 4 kez ultrason çekimi yapıldı. Ultrason sonuçlarına bakıldığında, pırlantanın, İrlandalı turistin kalın bağırsağında olduğu tespit edildi. Pırlantanın doğal yollardan çıkması için bekleyişe geçildi. Dışkılama yöntemiyle pırlantanın çıkarılması amacıyla Ian Camppel’e sindirimi hızlandırıcı ilaç verildi. Geçen 48 saate rağmen pırlanta, doğal yollarla çıkarılamadı. Bu arada doktorlar tıbbi veya cerrahi yöntemin riskli olduğunu savcılığa iletti. Camppel ise suçlamaları kabul ederek, tıbbi yolla pırlantanın çıkarılmasını istedi ve evrakı imzaladı. Özel hastanede 2 kez kolonoskopi yapılan Camppel’in bağırsağından pırlanta çıkarıldı. 40 bin dolar değerindeki pırlanta, bilirkişi incelemesinin ardından kuyumcuya teslim edildi.

Tedavisi tamamlanan İrlandalı turist Ian Camppel, aynı gün gözaltına alındıktan sonra ‘nitelikli hırsızlık’ suçundan adliyeye sevk edildi. Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine çıkarılan Camppel, adli kontrol şartıyla serbest bırakılıp, yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Savcı, karara itiraz etti. Otele yerleştirilen Ian Camppel, 2 gün sonra tekrar polis tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan Camppel, adliyeye sevk edildi ve Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı.

Ian Camppel ifadesinde, 12 yıldır Marmaris’e bir hafta süreyle tatile geldiğini, ülkesinde 7 yıl önce iş kazası geçirdiği için malulen emekli olduğunu, eşini trafik kazasında yitirdiğini anlattı. Şüpheli, eşinin cesedinin göle düşen araçtan günler sonra çıkarılabildiğini; ancak parmağındaki pırlanta nikah yüzüğünün kaybolduğunu, bu nedenle kendisinde ‘pırlanta saplantısı’ oluştuğunu öne sürdü.

8 YIL 9 AY HAPİS CEZASI

Marmaris 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan tutuklu sanık Ian Camppel hakkında , ‘nitelikli hırsızlık’ suçundan açılan davada karar çıktı. Camppel, 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanık avukatının karara itiraz edeceği öğrenildi.

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Skandal görüntülere takipsizlik verildi

Sivas’ta geçtiğimiz yıl bir kreşte, sınıf ablasının çocuklara kötü muamelede bulunduğuna dair cep telefonu görüntülerinin ortaya çıkması kreşte çocuğu bulunan ailelerin tepkisine neden olmuştu. Görüntüye dayanılarak, sınıf ablası H.K.K.’nin (26) uyutmakta güçlük çektiği A.Y. isimli 4.5 yaşındaki çocuğun battaniye ve emziğini tuvalete attığı, daha sonra emziği çocuğun ağzına soktuğu iddia edilmişti. Skandal görüntünün ortaya çıkmasıyla görüntülerde yer alan sınıf ablası ve görüntüleri çektiği ileri sürülen öğretmen işten atılmış, kreşte çocuğu bulunan 6 aile ise avukatları aracılığı ile 9 Kasım 2018 tarihinde Sivas Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuştu. Dosyaya bakan savcı olayda yaralama veya kötü muamele kastının bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdi. Ailenin avukatı Hamza Nuh Özer verilen karara itiraz etti.

Avukat Hamza Nuh Özer konuyla ilgili yaptığı açılamada, “Geçmişte Sivas’taki özel bir anaokulunda görevliler tarafından çocuklara kötü muamelede bulunulmuştu. Bu kötü muamele aşırı derecelere ulaşıyordu. Görüntülerde çocukların yastıklarının, battaniyelerinin ve emziğinin bir koridora atıldığı görülüyor. Bu koridorun tuvalet olduğu da düşünülüyor. Buraya fırlatılan yastık ve battaniyelerin tekrar çocukların kullanımına sunulduğu, emziğin ise ağzına verildiği görülüyor. Biz kabul edilemez bu görüntüler konusunda hemen adli makamlara başvurduk. Suç duyurusunda bulunduk. Konuyla ilgili gerekli bilgileri adli makamlara aktardık. Elimizdeki bu delillere rağmen Cumhuriyet Savcılığı kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Biz bu hayret verici karar karşısında hemen itiraz girişiminde bulunduk. Bir üst makama başvurduk, gelecek sonuçları bekliyoruz” dedi. (İHA)

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Yüzyılın fıkrası, şakaysa komik, değilse daha komik

Yayın hayatına başladığı günden bu yana FETÖ’nün iç yüzünü ortaya koyan SÖZCÜ Gazetesi ve çalışanlarına yönelik yeni algı operasyonu ile karalama kampanyasına çığ gibi tepki yükseldi. Aralarında SÖZCÜ Gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun da bulunduğu 5 isme “FETÖ’ye yardım” iddiasıyla açılan dava, sosyal medyanın da gündemine oturdu. “Emin Çölaşan” ismi Twitter’da beş binin üzerinde yorum aldı ve Türkiye’nin en çok konuşulan konusu oldu.Ekşisözlük’te ise yazarlar, “Yüzyılın en kısa fıkrası: Şakaysa komik, gerçekse daha komik. Adam FETÖ’ye zamanında ‘FETÖ’ diyebilen birisi. En son Fetullah Gülen’i FETÖ davasından aklayacaklar. Onun yerine FETÖ ile mücadele edenleri alacaklar” diye yazdı. SÖZCÜ’ye atılan iftirayla ilgili sosyal medyada yapılan yorumlardan bazıları şöyle:

BEKLİYORDUM: Bu günün geleceğini bekliyordum. Sıra yavaş yavaş diğer muhaliflere de gelecek. Susturulamayanlar da bu şekilde susturulacak zaten. İleri demokrasi bunu gerektirir.

LANET OLSUN: Emin Çölaşan,siz Amerika’ya çiçekler gönderip yoluna hasretiz türküleri çığırırken avaz avaz cemaatin örgütlenmesini yazıyordu.

SULANDIRMA: Bir soruşturma nasıl sulandırılır en güzel örneği olan olay. Bu adam FETÖ daha FETÖ değilken ipliklerini pazara çıkaran adamdır. Tamam anladık muhalif, anladık susturmak istiyorsunuz ama ne olur birazcık mantıklı bir suç bulun.

UÇAN KUŞ: Yakında uçan kuşu da FETÖ’cü diye içeri alacaklar herhalde. Bu adamlar FETÖ’ye karşı durmuş adamlar. En son Fetullah Gülen’i FETÖ davasından aklayacaklar. Onun yerine FETÖ ile mücadele edenleri alacaklar.

GÖBEK ATIYORLAR: Emin Çölaşan ve Necati Doğru’yu FETÖ’ye yardımdan yargılamak FETÖ’ye göbek attırmak ve muhalif avlamaktır.

ÖRGÜT SEVİNİR: Böyle bir iddia kimseye inandırıcı gelmez ancak FETÖ soruşturmalarını sulandırır, örgüt üyelerini sevindirir. FETÖ mücadelesi, Çölaşan ve Doğru aleyhine iddianamehazırlayacak ciddiyetsizlik boyutuna ulaşmışsa olay minvalinden çıkmış,

“Herhalde Zaytung haberi” dedim baktım ciddiymiş

basliksiz-1

Habertürk yazarı Fatih Altaylı da dünkü köşesinde SÖZCÜ davasını kaleme aldı. “FETÖ ile mücadele edilmiyor, FETÖ ilemücadele sulandırılıyor diyenleri haklı çıkaracak bundan daha iyi bir örnek olamaz” ifadesini kullanan Altaylı, şunları yazdı:

DAHA İYİ ÖRNEK OLMAZ!

“Emin Çölaşan ile Necati Doğru’ya FETÖ’cülükten dava açılmış. Ciddi bir hapis istemiyle. Olayı önce sosyal medyada gördüm. “Herhalde Zaytung haberidir” dedim. Sonra baktım ki, ciddiymiş. FETÖ ilemücadele edilmiyor, FETÖ ile mücadele sulandırılıyor diyenleri haklı çıkaracak bundan daha iyi bir örnek olamaz. Bu sulandırma değil, sulandırma ötesi bir durum olabilir. Meşhur FETÖMETRE’ye bir sorsunlar bakalım. Böyle bir saçmalık hiç görülmüşmü! Bu konuda FETÖ uzmanı Nedim Şener ve Ahmet Zeki Üçok’un yorumlarını çok merak ediyorum doğrusu.”

basliksiz-2
Gördüklerimiz tam bir kara mizah

Gündeme  dair konuları kendine has üslubuyla Youtube kanalında değerlendiren gazeteci Memduh Bayraktaroğlu SÖZCÜ’ye yönelik algı operasyonuna tepki gösterdi. “Emin Çölaşan FETÖ’cüymüş, öyle mi” diyen Bayraktaroğlu, davanın sanıkları arasında yer alan eski arkadaşı SÖZCÜ Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz’ı şu sözlerle anlattı:

“FETÖ’CÜ OLMAZ YAHU

Metin’in suçu yok mu, var… Sen gel, hiç kimsenin tanımadığı gazeteyi Türkiye’nin 1 numarası yap. Kendin de hiç görünme piyasada. Bu çok büyük suç ve kusur. Metin Yılmaz 55 senelik arkadaşım. Okul arkadaşım, futbol arkadaşım. Akşam’da beraber çalıştık. Tercüman’da beraber çalıştık. Metin Yılmaz’dan FETÖ’cü olmaz yahu… FETÖ’ye övgü dizenler dışarıdalar.FETÖ ile ilgili kötü eleştiriden başka hiçbir şey yapmayan gazetecilerin 15 yıl cezalandırılmaları isteniyor. Kara mizah demeyeyim de ne diyeyim.”

FETÖ KUMPASLARININ MAĞDURLARI SÖZCÜ’YE SAHİP ÇIKTI: Hukukun kantarıyla oynamayın

SÖZCÜ Gazetesi yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru ile 3 yönetici hakkında “FETÖ’ye yardım” davası açıldı ve 15’er yıl hapisleri isteniyor. Mahkemede çürütülen 19Mayıs 2017 soruşturması iddianamesinden kopyala yapıştır yöntemiyle düzenlenen yeni iddianame büyük tepki çekti. Tepki gösterenler arasında FETÖ’nün Ergenekon ve Balyoz gibi kumpaslarına maruz kalmış isimlerin de olması dikkat çekti.

basliksiz-1

İşte sosyal medyadan tepkiler

Mustafa Önsel (Balyoz kumpası mağduru): En kallavi yerlerde hâlâ Fetullah Gülen çetesinin elemanlarının cirit attığı iddiaları havada uçuşurken;

YAZIKLAR OLSUN…

Bank Asya’ları, Zaman paçavrasını ve Samanyolu denilen yalan yolunu kuranlar, destek olanlar elini kolunu sallayarak pozisyonlarına pozisyon sağlarken… Bu kabul edilemez durum kimin işine yarar? Bunu bilmeden mi böyle davranıyorsunuz? Yazıklar olsun! Emin Çölaşan, Necati Doğru Fetullah çetesinin en güçlü olduğu dönemde bizim sesimiz oldu. Sesten öte nefesimiz oldu… Yanlarındayım

Durduğum yer bilinsin! Doğru ve Çölaşan”dan FETÖ yardakçısı çıkartamazsınız… Hukukun kantarıyla oynamayın! Pek çok örnek var. Ayarı bozulan kantar bir gün gelir sizi de tartar…

basliksiz-1

Emin Arslan (Ergenekon kumpası mağduru): FETÖ’nün yatay yapılanması içinde yer alan sözde medya mensupları ve kriptoları hâlâ faaliyette. Ama yazı ve kitaplarıyla yıllardır FETÖ’ye karşı toplumu uyaranlara FETÖ’cü davası! Lütfen uyanık olalım ve pusuda olan FETÖ’nün değirmenine su taşımayalım.

Ümit Kocasakal: Savcı delilsiz, keyfi biçimde iddianame düzenleyemez

basliksiz-1

SÖZCÜ davasını değerlendiren İstanbul Barosu eski Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal, iddianamenin düzenlenebilmesi için, ‘yeterli şüphe’ oluşması gerektiğine dikkat çekti. Kocasakal, “Savcı delilsiz, keyfi bir biçimde istediği gibi iddianame düzenleyerek kişiyi şüpheli hale getiremez. Hukuki, cezai ve idari sonuçları vardır” dedi. Kocasakal’ın değerlendirmeleri şöyle:

HUKUKİ METİN:
İddianame hukuki bir metindir.Nitekim CMK 170. maddeye göre savcı ancak, ‘soruşturma evresi sonunda toplanan deliller,suçun işlendiği hususunda yeterli şüpheoluşturuyorsa’ iddianame düzenleyebilmekte, yeterli şüphe oluşturacakdelil elde edemediğinde ise takipsizlik vermekle yükümlü olmaktadır.Burada kastedilen ‘yeterli şüphe’, soyut iddia ve değerlendirme, dedikodu, iftira değildir.Adeta buluttan nem kaparak, bazı yazılardan zorlama ‘subliminal’ sonuçlarNçıkararak, isnat edilen suçun unsurları,delilleri göz ardı edilerek, bazı kişilerin arkasında dahi duramadıkları dedikodular delil gibi gösterilerek keyfi biçimde kişiler suçlanamaz. İddianame düzenlemek, çocuk oyuncağı değildir. İnsan aklıyla da alay edemez.

KİME HİZMET EDİYOR:

Hukuki ve mantıkı inandırıcılığı olmayan bir iddianame ile FETÖ davalarını sulandırmanın kime ve neye hizmet ettiğine, kime yaradığına da bakmak gerekir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu karalama kampanyasına sert çıktı:

SÖZCÜ’ye yapılan algı operasyonunu kınıyorum

CHP lideri Kılıçdaroğlu yazarlarımız Emin Çölaşan ve Necati Doğru’yu arayarak üzüntüsünü iletti. Kılıçdaroğlu “Amaç yıldırmak. Sindirmek. SÖZCÜ Gazetesi milyonların sözcüsü olmaya, doğruları söylemeye her zaman devam edecek” dedi

Gazetemiz SÖZCÜ’nün 2 yazarı ve 3 yöneticisi hakkında açılan davaya siyasetçiler de sert tepki gösterdi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu “SÖZCÜ’ye yapılan algı operasyonunu kınıyorum” dedi.

İDDİALAR ÇOK SAÇMA

Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Beni asıl üzen yargının içine düştüğü durumdur. SÖZCÜ demokrasiye ve Cumhuriyet’e sahip çıkan milyonların sözcüsü olmayı sürdürecektir. SÖZCÜ yazarları Emin Çölaşan ve Necati Doğru’nun Cumhuriyet’e, demokrasiye ve Atatürkçü aydınlanma devrimine inançlarını yıllardır verdikleri mücadeleden biliyoruz. Bu iddianame SÖZCÜ ve yazarlarını korkutma, sindirme amaçlıdır. SÖZCÜ Gazetesi de yazarları da bu saçma iddialardan korkmaz, yılmaz. Onlar doğruların sesi olmaya devam edecek. Adaletin katledildiği bir ortamda demokrasiye sahip çıkmanın zorluklarını biliyor ve yaşıyoruz.” Kılıçdaroğlu yazarlarımız Çölaşan ve Doğru’yu telefonla arayarak üzüntüsünü de iletti.

Salıcı: “Ne istediniz de yazmadık” demediler

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, MYK toplantısından sonra konuyla ilgili açıklama yaptı. Salıcı, “SÖZCÜ Gazetesi’nin yayın politikası da çalışanları da Cumhuriyet’e demokrasiye inanan insanlar. Onlar hiçbir zaman FETÖ ile aynı menzilde yürümediler. Onlar hiçbir zaman ‘Ne istediniz de vermedik, ne istediniz de yazmadık’ demediler” dedi.

ZAYTUNG ADALETİ VAR

Salıcı bu hareketin gözdağı vermek olduğunu söyledi. Oğuz Kaan Salıcı, “Bu konu sadece SÖZCÜ ile sınırlı da değil. Farklı görüş ifade eden insanları susturmaya gözdağı vermeye yönelik bir hareket. Hayatın akışına aykırı, Zaytung habere benzeyen bir adalet mekanizması var” dedi.

CHP’li Umut Oran: SÖZCÜ Gazetesi’ne dava açılması tam bir akıl tutulmasıdır

CHP’li Umut Oran, kurulduğu günden bu yana laik, demokratik, sosyal hukuk düzenini, Atatürk’ü ve ilkelerini savunan SÖZCÜ Gazetesi’nin, tam tersi biçimde FETÖ’cü olduğu iddia edilerek dava açılmasını sert sözlerle eleştirdi. Oran, “FETÖ ceberrut terör örgütü ile ilgili Emin Çölaşan’a ve SÖZCÜ’ye FETÖ’ye yardımdan dolayı iddianame hazırlanması ve dava açılması tam bir akıl tutulmasıdır. SÖZCÜ Gazetesi kumpası Ergenekon kumpasının yeni adıdır. Dayanışma içinde olmak ve SÖZCÜ’yü yaşatmak zorundayız. İmece ruhunun neleri başarabileceğini binlerce defa göstermiş olan Cumhuriyetseverleri şimdi bir kez daha göreve çağırıyorum. Attıkları iftiralarla SÖZCÜ Gazetesi’ne ve yazarlarına zarar verebileceklerini sananları da ayrıca kınıyorum” dedi.

Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden: OLACAK ŞEY DEĞİL

Yazarımız Yekta Güngör Özden SÖZCÜ’ye yönelik algı operasyonu için şu değerlendirmeyi yaptı: “Şaşırtıcı bir savla açılan bu davanın hukuk tarihine geçecek bir değerlendirmeye sahip olacağı kaçınılmazdır. İddianamenin içeriği suçlamanın aykırılığını, belirgin bir yanılmanın ve yakıştırmanın varlığını ortaya koymaktadır. Hiçbir AKP’li ve yandaşı, şakşakçısı, SÖZCÜ yazarları kadar FETÖ’yü ve FETÖ’cülerle yandaşlarını eleştirmiş değildir. RTE’nin ‘Ne istediler de vermedik’ ve ‘Bu hasret bitsin’ sözleri, birlikte çektirdikleri fotoğraflar, Pensilvanya’da Fetullah’la fotoğraf çektiren AKP’liler ne oldu? AKP kadrosundan bir FETÖ’cü temizlendi mi?Birine bu nedenle bir işlem yapıldı mı? Okumadım, duymadım. SÖZCÜ’nün ilk günden bu yana süren karşıtlığını suçla ilişkilendirmek, suç yaratmak gibi anlamsızdır. FETÖcülükle yakınlığımızın akıl dışı olduğu unutulmamalıdır.

Eski Adalet Bakanı ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek: Yargı ideolojiyi deli gömleği gibi giyerse adalet kalmaz

Eski Adalet Bakanı ve Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in yargıya yönelik eleştirileri dikkat çekti. Karar Gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren “Cuma günü yayımlanan ‘Yargı herkesin sorunu ama…’ başlıklı yazısı üzerine Cemil Çiçek’in aradığını söyledi. Taşgetiren, Cemil Çiçek’in değerlendirmelerini şöyle aktardı: “Yargı reformundan söz edilecekse bu da bir insan reformu çerçevesinde olmalıdır. Yargı kararlarının yüzde 95’i yorumdur. Dolayısıyla yorumu yapan kişinin niteliği büyük önem kazanır. Orada da ideolojik aidiyetlerin devreye girmesi söz konusu. Yargı makamında olan kişi- kişiler ideolojik aidiyeti bir deli gömleği gibi üzerine giydiğinde ortada adalet kalmaz.”

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak: Rüşvet vermeyen iş adamı “FETÖ’cü” diye baskın yedi

Yeni Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak “Velevkane 180…” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Dilipak yazısında, bir işadamının başından geçenleri aktardı. Dilipak şunları kaydetti: “Geçen gün bir işadamının başından geçenleri anlattılar. İnşaat, tarım, petrol alanında birkaç ilimizdeyatırımları olan bir işadamı. Fabrikalarını kapatmış. Rüşvet isteyen belediye başkanının yeğenine istediği parayı vermeyince adama FETÖ’cü diye yapmadıklarını bırakmamışlar. Yurtdışına çıkarken pasaportuna el konmuş. Maliyeden baskınlar yemiş, cezalar kesmişler. Adamlar herkesi tehdit ve şantajla haraca bağlamışlar.” Yazısında Abdurrahman Dilipak, “FETÖ’cüler bu işi çok iyi biliyorlar” dedi.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş: Kime Basın Özgürlüğü Ödülü verdiysek cezaevine girdi çıktı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, İAÜ İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü ve Gazetecilik Kulübü´nün düzenlediği konferansta konuştu. Güneş, şunları kaydetti: “TGC’nin 5 ödülü var. Ödüllerimiz; Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri, Sedat Simavi Ödülleri, Yerel Gazetecilik Ödülleri, Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri. Basın Özgürlüğü Ödülleri vardı onu son 2 yıldır vermiyoruz. Zira ödül verdiğimiz herkes cezaevine girdi çıktı. Türkiye’deki koşullar nedeniyle çok vermeyi tercih etmiyoruz.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Mahkeme başkanından sert yanıt: ‘Burası sirk değil’

Adana’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) davasında, duruşma savcısının tutuklama yönünde verdiği mütalaaya ilişkin “komik buluyorum” karşılığını veren sanığa, mahkeme başkanı “Burası mahkeme salonu, sirk değil” diyerek tepkisini dile getirdi.

11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, hakkında ev hapsi adli kontrol tedbiri uygulanan, açığa alınmış sanık astsubay M.Ş.B. ve avukatı katıldı. 

Duruşmada tanık olarak dinlenen Ö.Ç, İncirlik Üssü’nde hava astsubayı olarak çalıştığını ve huzurda bulunan sanıkla aynı örgüt evinde kaldığını söyledi. 

Kendileriyle ilgilenen mahrem imamın “Kenan” kod adlı şahıs olduğunu belirten Ö.Ç, şöyle devam etti: 

“Mahrem imamlar sürekli ankesörlü telefonlardan arıyordu. Ardışık arama yöntemiyle sohbet toplantısının yapılacağı yer belirleniyordu. Toplantılarda mahrem imam ısrarla bizden ‘himmet’ adı altında para istiyordu. Bu toplantılar iki haftada bir düzenleniyordu. 

Bulunduğumuz eve zaman zaman mahrem imamdan sorumlu örgüt abisi de geliyordu. ‘Kenan’ kod adlı mahrem imam, yapıya mensup askerlerle Adana’da aynı evde kalmamız için talimat verdi. Mahrem imamlar, bizlere ankesörlü telefonlardan ulaşamadığı vakit ısrarla eve gelirlerdi. Yapıya mensup bir örgüt üyesi, ankesörlü hattan arandığı vakit kendisini örgüt mensuplarının aradığını bilir.” 

Duruşma savcısı, mütalaasında, sanığın üzerine atılı “FETÖ/PDY’ye üye olma” suçunu işlediğine dair somut delil ve beyanların bulunması, alması muhtemel ceza karşısında kaçma ve saklanma şüphesinin bulunması dikkate alınarak, tutuklanmasını talep etti. 

Savunması alınan sanık M.Ş.B’nin, FETÖ üyesi olmadığını ve duruşma savcısının tutuklama yönündeki talebini komik bulduğunu söylemesi üzerine, mahkeme başkanı, “Burası mahkeme salonu, sirk değil, konuşmalarına dikkat et. Bu millete yaşatılan o karanlık geceyi unutma.” diyerek tepki gösterdi. 

Mahkeme heyeti, sanık M.Ş.B. hakkında uygulanan ev hapsinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi. 

’25 Aralık darbeye teşebbüs’ davasında 59 sanığa müebbet hapis istemi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşındaki salonda yapılan duruşmaya 11’i tutuklu 13 sanık ve avukatları katıldı.  Duruşmada ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oğlu Necmettin Bilal Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, MİT Başkanı Hakan Fidan ve eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu ile aralarında iş adamlarının da bulunduğu müşteki-müdahilleri de avukatları temsil etti.

Duruşmada 247 sayfalık esas hakkındaki mütalaasını okuyan Cumhuriyet Savcısı Ramazan Gökçe, aralarında eski emniyet müdürleri Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu ve Mahir Çakallı’nın da bulunduğu 59 sanığın “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.
Sanıklar Yakub Saygılı, Kazım Aksoy, Yasin Topçu’nun “silahlı terör örgütü yöneticisi olma” suçundan 15 yıldan 22 yıl altışar aya kadar hapis cezasına mahkum edilmesini talep eden Gökçe, 54 sanığın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan 7 yıl altışar aydan 15’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını öngördü.

Cumhuriyet savcısı Gökçe, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, ABD’deki Hakan Atilla davasında tanıklık yapan Hüseyin Korkmaz, eski Emniyet Müdürü Hamza Tosun ile Sinan Dursun, Engin Filiz ve Sinan Sağyalavaç’ın dosyasının tefrik edilmesini, haklarındaki yakalama kararlarının devamını istedi.

Washington Post: Suudilerin açıklamalarındaki ‘cüret’ şok edici

Washington Post gazetesinin yayın kurulu tarafından “Suudi Arabistan’ın Kaşıkçı’nın ölümü üzerine son açıklamalarındaki cüreti şok edici” başlığıyla yayımlanan başyazıda, Suudi yönetiminin yeni beyanatlarındaki çelişkilere dikkat çekildi.

Makalede, “Suudi rejimi bu inanılmaz açıklamaları yaparak, tam bir açıklık ve hesap verebilirlik çağrısı yapan Kongre üyelerinin önde gelenleri dahil herkese açıkça meydan okuyor. Trump yönetimi de geciktirme taktiklerine başvurmaya hazır görünüyor.” ifadeleri kullanıldı.

İLGİLİ HABERABD istihbaratı: Kaşıkçı cinayetinin ardından Prens Selman'ı aramışlarABD istihbaratı: Kaşıkçı cinayetinin ardından Prens Selman'ı aramışlar

SELMAN OLAYIN DIŞINDA BIRAKILDI

Ayrıca başyazıda, 17 Suudi hakkında alınan yaptırım kararlarıyla Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Riyad’daki üst düzey istihbarat yetkililerinin olayın dışında bırakıldığı vurgulandı.

Suudi anlatımını kabul etmenin bir dizi sağlam gerçekleri gözardı etmek anlamına geleceği tespitinde bulunulan açıklamada, CIA Direktörü Gina Haspel’e de dinletildiği belirtilen ses kayıtlarına göre, Suudilerin iddia ettiği gibi Kaşıkçı’nın “ara bulucu ekip” ile arasında çıkan tartışmada değil konsolosluğa girer girmez boğularak öldürüldüğüne dikkat çekildi.

Makalede, Riyad’ın açıklamalarında, Veliaht Prens’e yakınındaki iki isim eski İstihbarat Şefi Yardımcısı Ahmed el-Assiri ile danışman Suud el-Kahtani’nin operasyonu yürütenler olduğu halde Kaşıkçı’nın öldürülmesi kararına karışmadıkları ve konsolosluktaki 15 kişilik ekip tarafından kendilerinin yanıltıldığının öne sürüldüğüne değinildi.

İLGİLİ HABERPrens Selman öyle bir avukat tutmuş ki... Kayıtları bile dinlemeden olayı çözdü!Prens Selman öyle bir avukat tutmuş ki… Kayıtları bile dinlemeden olayı çözdü!

Başyazıda, bu iddiaların, daha önce New York Times (NYT) haberinde yer alan ses kayıtlarındaki, Bin Selman’ın yakın çalışanı tarafından yapılan görüşmede “Patronunuza söyleyin, adamlar işlerini bitirdi.” ifadelerini açıklamadığı vurgulandı.

NYT haberine göre, Kaşıkçı’yı öldürmek için İstanbul’a gelen suikast timinin bir parçası olan ve Veliaht Prens Muhammed’e önemli yurt dışı ziyaretlerinde eşlik eden Suudi güvenlik yetkilisi Mahir Abdulaziz Mutreb, cinayetten kısa süre sonra Arapça bir telefon görüşmesi yapmış, isim vermeden, “Patronunuza söyleyin, adamlar işlerini bitirdi.” demişti.

Haberde ABD istihbaratının, “patron” ifadesiyle “neredeyse kesinlik derecesinde Prens Muhammed’in kastedildiğine” inandığı kaydedilmişti.

İLGİLİ HABERKaşıkçı zanlılarına idam cezası istemiKaşıkçı zanlılarına idam cezası istemi“Trump yönetimi Suudilerin olayın üstünü örtme çabalarını teşvik ediyor”

Makalede, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaptığı çağrı da hatırlatılarak, “Yalanların tüm bu çok şeffaf dokusu, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yürütülecek gerçekten bağımsız bir uluslararası soruşturmanın gerekliliğinin altını çizmektedir.” değerlendirilmesinde bulunuldu.

Trump yönetiminin ise Suudilerin olayın üstünü örtme çabalarını teşvik ettiği savunulan başyazı, şu ifadelerle sonlandırıldı:

“Kongre bu parodinin devam etmesine izin vermemeli. Kaşıkçı cinayeti hakkında güvenilir bir uluslararası araştırma tamamlanıncaya kadar tüm askeri satışları ve Suudi Arabistan ile iş birliğini askıya almalı. Suudilerin olayın üstünü örtme hikayesi, Muhammed bin Selman’ın kibirli ve pervasız davranışının bir örneğidir. Cemal Kaşıkçı’nın gerçek katilleri isimlendirilmeli ve cezalandırılmalıdır.” AA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

“En önemli seçim”de Obama sahneye çıktı

Obama, Indiana’da yaptığı konuşmada ülkenin bir yol ayrımında olduğunu belirtti ve insanları oy vermeye çağırdı. Obama, 6 Kasım’daki ara seçimleri ‘en önemli seçim’ olarak niteledi.

Trump ise Georgia ve Tennessee eyaletlerinde yapacağı mitingler öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Trump, ‘‘Bence Temsilciler Meclisi’nde iyi iş yapacağız, ancak biliyorsunuz benim önceliğim Senato ve Senato’da çok iyi iş çıkaracağımızı biliyorum” diye konuştu. Trump Cumhuriyetçiler’in sandığa gitme konusunda her zamankinde daha heyecanlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Seçimde Başkan Trump doğrudan oylanmayacak ancak uzmanlar bu ara seçimlerin Başkan’ın 22 aylık Beyaz Saray performansının bir değerlendirmesi niteliğinde olacağı görüşünde. Seçmenler Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamını ve 100 koltuklu Senato’nun üçte birini belirleyecek. Cumhuriyetçiler Beyaz Saray’ı olduğu gibi Kongre’nin her iki kanadını yani hem Temsilciler Meclisi’ni hem de Senato’yu an itibariyle kontrol ediyor.

Trump, kritik seçim öncesinde mitinge devam ediyor.

Trump, kritik seçim öncesinde mitinge devam ediyor.

EĞER DEMOKRATLAR KAZANIRSA TRUMP’IN İŞİ ZOR

Uzmanlara göre seçimlerin ardından Demokratlar, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk sahibi olabilir ancak Senato’da Cumhuriyetçiler’in 51-49 çoğunluğu koruyacağı görüşü hakim. Demokratlar’ın Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde etmeleri için 23 koltuğa sahip olmaları gerekiyor. Real Clear Politics web sitesi Demokratlar’ın ek 26 koltuk kazanacağını öne sürerken anketör Nate Silver Demokratlar’ın 38 koltuk kazanacakları görüşünde.

Demokratlar’ın Kongre’nin bir kanadında çoğunluğu elde etmesi Başkan Trump’ı önemli şekilde etkileyebilir. Bazı Demokratlar şimdiden Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun sağlanması halinde Başkan’ın iş finansmanına ve yönetiminin uyguladığı politikalara karşı soruşturma açacaklarını belirtiyor. Özel Savcı Robert Mueller’ın bir buçuk yıldır devam eden soruşturmasının bulgularına dayanarak da Başkan’a yönelik görevden alma davaları açılmaya başlanabilir. Mueller, Trump’ın 2016 Başkanlık seçimleri sırasında Rusya ile gizli anlaşma yaptığı iddialarını soruşturuyor. Trump 6 gün öncesinden seçime kadar olan süreçte toplamda 11 miting düzenleyecek.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Feyzioğlu: Kaşıkçı’nın failleri Türkiye’de yargılanmalıdır

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Kayseri Barosu’nun düzenlediği ‘Meslekte Vefa’  etkinliğine katıldı. Feyzioğlu, Kayseri’de olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bir Kayserili olarak burada , Erciyes’in gölgesinde olmaktan her zaman mutluluk duydum. Kayseri’nin ve Kayseri Barosu’nun yeri hep kalbimde” diye sözlerine başladı.

Etkinlikte konuşan Feyzioğlu, İstanbul’da öldürülen Suudi gazeteci Kaşıkçı cinayetinin faillerinin Türkiye’de yargılanması gerektiğini belirterek, “Kaşıkçı failleri mutlaka burada yargılanmalıdır. 10 gün içinde bu vahşi cinayeti çözen Türkiye ahlaksızca  ve anlamsızca  suçlanmaya çalışılıyor. Bunu iki yüzlülük olarak görüyorum.

Türkiye, Suudilere şantaj falan yapmıyor. Toprağında yaşanan cinayeti ortaya çıkardı. Bunu batı devletleri beklemiyordu. Ama Türkiye 10 günde ortaya çıkardı. Batı basını da bundan dolayı Türkiye’yi suçlamaya başladı. Cumhurbaşkanımız üzerinden ülkemiz hedefe konuyor. Türkiye üstüne düşeni yapmıştır. Üstüne düşeni yapmayanların ülkemize laf sokma hakkı yoktur. Suudilerin mazeretlerine kargalar bile güler. ‘Arbede çıktı’ tabiri ucuz pavyon cinayetlerinde bile yok. Böyle bir savunma ülkemizdeki ağır ceza mahkemelerinde yapılsa herkes güler. Kesinlikle olayla alakası olan kişiler burada yargılanmalıdır” ifadelerini kullandı.

”ETNİK YAPIDAKİ VATANDAŞLARIMIZIN ANDIMIZLA SIKINTISI YOK’

Andımız ile ilgili tartışmalara da değinen Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, “Andımıza karşı çıkmak yerine sahiplenmek gerekir. Andımızla ilgili Doğu ve Güney Doğu’da yaşayan vatandaşlarımızın ya da farklı etnik yapıdaki vatandaşlarımızın andımızla ilgili sıkıntısı yoktu” diye konuştu.

Andımız tartışmalarını yapanların yurt dışında eğitim gördüklerini de iddia eden Feyzioğlu, “Eğitimini özel burslarla, özel yerlerde yurt dışında alan bir takım sosyolog ve bilim insanları Türkiye’yi nasıl ayrıştırırız diye düşünerek,  açılım sürecinde andımızın da kaldırılmasını gündeme getirdiler. Bütün ırkları millet çatısında birleştirecek tabire ihtiyaç var.

O da Türk milleti.Türkiye’de tek bir millet vardır o da Türk milletidir. Andımıza karşı çıkmanın doğru olmadığı kanaatindeyim.  Andımız kararı ne bir zafer ne de hezimettir.  Ama, kamu yararını gözeten bir karar olduğunu hepimiz göreceğiz. Çünkü andımızın kaldırılmasına ilişkin idari işlemin, Türk milletinin bağını zayıflattığı için kamu yararından yoksun olduğunu düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

‘TORBACILARDAN ELDE EDİLEN GELİR PKK’YA GİDİYOR’

Af yasasına karşı olduklarını da dile getiren Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, “Torbacıların elde ettiği gelir PKK’ya gidiyor. PKK bu bölgede dünyanın en acımasızca uyuşturucu ticaretini yapan örgüt.  Uyuşturucu gelirini okul önlerindeki torbacılardan elde ediyor. 50 bin torbacının sokağa salınacağı bir düzenleme riski var.

O da çok büyük bir risk. FETÖ’nün can yaktığı on binlerce insanın konuşulması lazım. FETÖ’den dolayı savcı, hakim içerde bunların el birliği ile mahkum ettiği kişi de içerde bunun çözümü gerekiyor. Çocuğunu aç bırakan kişi aftan yararlanıyor. Üzerinde yeteri kadar düşünülmemiş atlanmış bir sürü husus Anayasa Mahkemesinin önüne giderse, istisnaları iptal eder, kapsamı inanılmaz şekilde genişler kaygımız bundandır” şeklinde konuştu.

KAYSERİ, (DHA)

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Dink cinayeti davasında iki sanığa tahliye

Dink cinayeti davasında FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, jandarma ve eski emniyet görevlileri ile ana dava hükümlülerinin de aralarında bulunduğu 10 tutulu 85 sanık bulunuyordu. Verilen tahliye kararı ile birlikte tutuklu sayısı 8’e düştü.

Son dakika: Minik Leyla Aydemir’in ölüm nedeni belli oldu! Gözaltılar var…

Ağrı’da Nihat ve Şükran Aydemir çiftinin kızı Leyla Aydemir, 18 gündür aranıyordu. Dün gelen acı haberle tüm Türkiye sarsıldı. Leyla’nın cansız bedeni bir vatandaşın tarlasında bulundu. Tarlasında yonca biçen bir kişi, biçeri yıkamak için gittiği dere kenarında su içerisinde minik kızın cansız bedenini görerek durumu jandarmaya bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, minik Leyla’ya ait olduğu belirtilen cesedi dere içerisinde suyun üzerinde buldu. 4 yaşındaki Leyla Aydemir’in cenazesi, otopsi için Ağrı Devlet Hastanesine getirildi. Burada ilk inceleme yapıldıktan sonra minik Leyla’nın cenazesi Erzurum Adli Tıp Kurumuna götürüldü. Leyla Aydemir’in kaçırıldığı ve 8-10 gündür aç kalması nedeniyle hayatını yitirdiği ortaya çıktı.

olum-iha

AĞRI VALİSİ: İSTİSMAR YOK, KAÇIRILMIŞ

Vücudunda morluklar ve çizikler olduğu belirtilen Leyla’nın ölümünün araştırılması için 3 savcı görevlendirildi.  Minik Leyla’nın ölümüyle ilgili açıklamalarda bulunan Ağrı Valisi Süleyman Elban, dün akşam saatlerinde cesedi bulunan Leyla Aydemir’in kaçırıldığını ve açlıktan öldüğünü söyledi. Elban, düzenlediği bazın toplantısında, küçük Leyla’nın açlık nedeniyle öldüğünü, vücudunda darp izi olmadığını, herhangi bir istismar emaresinin de bulunmadığını belirtti.

İLGİLİ HABERSon dakika... Mavi boncuklu Leyla, cennete uğurlandıSon dakika… Mavi boncuklu Leyla, cennete uğurlandı
agri-ihaElban, yapılan otopsi sonucunda Leyla’nın kaybolduktan sonra 8-10 gün içinde ölmüş olduğu sonucuna varıldığını belirterek, “Dün bulunduğu tarihten 2-3 gün evvel o derede suyun içine bırakılmış olduğu yönünde tespitler mevcut. Ölüm nedeni çocuğun 8-10 gün aç bırakılması. Cesette herhangi bir darp izi, yaralama izi mevcut değil. Yine o süre zarfında herhangi bir vahşi hayvan tarafından yaralanma söz konusu değil. Dün üzerinde görülen kırmızı izler, güneş yanığı olduğu tespit edildi.”

Çocukla ilgili herhangi bir istismar ya da tecavüz emaresi de yoktur. Bu sabaha karşı yavrumuzun otopsisi tamamlandı. Aile de bekletilmeden defnedilme talebinde bulundu. Cenaze kendilerine teslim edildi ve sabah erken saatlerde de yavrumuzun cenazesini defnettiler. Başımız sağ olsun ve bu son kaybolan yavrumuz olur diye temenni ediyorum” dedi. Elban, çalışmaların devam ettiğini belirterek, ‘kaçırılma mı kayıp mı’ sorusuna, “kaçırılma” cevabını verdi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

AJANSLAR