MAÇ ÖZETİ | Galatasaray 3 – 1 Trabzonspor (Spor Toto Süper Lig puan durumu)

Spor Toto Süper Lig’de 21. haftanın en kritik maçında Galatasaray taraftarı önünde Trabzonspor’u konuk etti. Galatasaray, 90 dakika sonunda Trabzonspor’u 3-1 mağlup etmeyi başardı.

Galatasaray’ın karşılaşmadaki gollerini 21. dakikada penaltından Mbaye Diagne, 44. dakikada ve 51. dakikada Younes Belhanda kaydetti.

Trabzonspor’un golünü 30. dakikada Hugo Rodallega attı.

Bu galibiyetin ardından Galatasaray Spor Toto Süper Lig’de puanını 39’a çıkarırken, ilk sıradaki Medipol Başakşehir ile farkı 6’ya indirdi. Trabzonspor ise 33 puanda kaldı.

Süper Lig’in 22. haftasında Galatasaray deplasmanda Kasımpaşa ile karşılaşacak. Trabzonspor ise bir sonraki hafta sahasında Aytemiz Alanyaspor’u konuk edecek.

MAÇTAN DAKİKALAR

3. dakikada Belhanda’nın uzun pasında defansın arkasına sarkan Diagne’nin kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda yaptığı vuruş, kalenin solundan auta çıktı.
16. dakikada gelişen Trabzonspor atağında Yusuf Yazıcı’nın pasında ceza alanı sol çaprazda kaleci ile karşı karşıya kalan Rodallega, Muslera’yı geçemedi.
18. dakikada savunma arkasına sarkan Onyekuru, kaleci Arda’nın müdahalesiyle yerde kalınca hakem Ümit Öztürk penaltı noktasını gösterdi.
21. dakikada beyaz noktanın başına gelen Diagne, topu kalecinin sağından filelerle buluşturdu. 1-0
24. dakikada Ndiaye’nin ceza alanı dışından çektiği sert şut, az farkla üstten auta çıktı.
30. dakikada Nagatomo’nun sol kanattan yaptığı ortada topa iyi yükselen Diagne’nin kafa vuruşunu Arda rahatlıkla kontrol etti.
30. dakikada Nwakaeme pasında ceza alanı içinde topla buluşan Rodallega, Marcao’dan sıyrılıp yaptığı plase vuruş filelerle buluştu. 1-1
39. dakikada Onyekuru’nun sol çaprazdan çektiği şutu Arda yumruğuyla uzaklaştırdı.
45. dakikada Belhanda’nın çektiği sert şut Trabzonsporlu Hüseyin Türkmen’e çarparak filelere gitti. 2-1
45+2. dakikada serbest vuruşta topun başına geçen Yusuf’un arka direğe ortasında Nwakaeme’nin şutu üstten auta çıktı.

İkinci yarı

51. dakikada Feghouli ile duvar pası yaparak ceza alanına giren Belhanda, şık vuruşla topu ağlara gönderdi. 3-1
57. dakikada sağ kanattan Yusuf’un kullandığı korner vuruşunda topa iyi yükselen Rodallega’nın kafa vuruşunu Muslera güçlükle kornere çeldi.

Stat: Türk Telekom
Hakemler: Ümit Öztürk xx, Kerem Ersoy xx, Osman Gökhan Bilir xx
Galatasaray: Muslera xx, Linnes xx, Luyindama xx, Marcao xx, Nagatomo xxx, Ndiaye xxx (Selçuk dk. 86 ?), Donk xx, Feghouli xxx (Yunus dk. 83 ?), Belhanda xxx (Emre Akbaba dk. 89 ?), Onyekuru xxx, Diagne xx
Trabzonspor: Arda Akbulut xx, Kamil Ahmet xx, Hüseyin xx, Hosseini xxx, Vahid Amiri xx, Toure xx (Abdulkadir Parmak dk. 46 x), Yusuf xx, Nwakaeme xxx, Ekuban xx, Abdülkadir Ömür xx, Rodallega xxx
Goller: Diagne (dk. 21), Belhanda (dk. 45 ve 51) (Galatasaray), Rodallega (dk. 30) (Trabzonspor)
Sarı kartlar: Diagne, Donk, Belhanda, Linnes (Galatasaray), Arda Akbulut (Trabzonspor)

MAÇTAN NOTLAR

Spor Toto Süper Lig’in 21. haftasında sahasında Trabzonspor’u konuk eden Galatasaray’da yeni transfer Mbaye Diagne, sarı-kırmızılı forma ile ilk kez maça çıktı.

Ara transfer döneminde Kasımpaşa’dan 10 milyon avro bonservis ücretiyle alınan Senegalli futbolcu, cezasının tamamlanmasıyla teknik direktör Fatih Terim tarafından Trabzonspor karşılaşmasında ilk 11’de görevlendirildi.

Ligin ilk yarısından sarı kart cezası bulunan 27 yaşındaki futbolcu, Kasımpaşa’nın Ziraat Türkiye Kupası’nda Aytemiz Alanyaspor ile yaptığı son 16 turu ilk maçından sonra kırmızı kart görerek 4 maç men cezasına çarptırılmıştı.

Diagne, sarı kart cezası nedeniyle Kasımpaşa’nın ligde 18. haftada Çaykur Rizespor’la yaptığı maçta görev alamadı. Kırmızı kart cezası nedeniyle Kasımpaşa’dayken Aytemiz Alanyaspor ile kupa rövanşında ve 19. haftadaki Medipol Başakşehir maçında forma giyemeyen Diagne, Galatasaray’a transfer olduktan sonra da ligde 20. haftadaki Aytemiz Alanyaspor ile kupadaki Hatayspor müsabakalarında sahaya çıkamadı.

KADRODA 3 DEĞİŞİKLİK

Galatasaray, Süper Lig’deki son maçına göre kadroda 3 değişikliğe gitti.

Aytemiz Alanyaspor ile oynanan maçta gördüğü sarı kart nedeniyle cezalı duruma düşen Fernando Reges ile sakatlığı olan Mariano Filho, müsabakanın kadrosunda yer almazken, Kostas Mitroglou da yedekler arasında kaldı. Terim, bu oyuncuların yerine Yuto Nagatomo, Ryan Donk ve Mbaye Diagne’yi görevlendirdi.

Öte yandan kart cezalısı Sinan Gümüş de Trabzonspor karşılaşmasında görev yapamadı.

NAGATOMO FORMASINA KAVUŞTU

Galatasaray’ın Japon futbolcusu Yuto Nagatomo, 48 gün sonra sarı-kırmızılı takımla maça çıktı.

Galatasaray formasını son olarak ligin 17. haftasında 23 Aralık 2018’de Demir Grup Sivasspor karşısında giyen Nagatomo, Japonya Milli Takımı ile Asya Kupası’nda boy gösterdi.

Trabzonspor’a karşı savunmanın solunda görev alan 32 yaşındaki futbolcu, 48 gün sonra sarı-kırmızılı formayla sahada yer aldı.

Yuto Nagatomo’nun formasını giydiği Japonya, Asya Kupası’nda finalde mücadele etti. Japonya, Katar’a 3-1 mağlup olarak organizasyonu 2. tamamladı.

EMRE AKBABA KULÜBEDE

Galatasaray’da uzun sakatlığı sona eren Emre Akbaba, 135 gün sonra bir lig maçının kadrosunda yer aldı.

Süper Lig’de 28 Eylül 2018’de Büyükşehir Belediye Erzurumspor ile oynanan maçta ayak tarak kemiği kırılan Emre, uzun bir aranın ardından müsabaka kadrosuna girerek yedekler arasında bulundu.

TERİM 99 GÜN SONRA

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, 99 gün sonra Türk Telekom Stadı’nda bir lig maçında takımının başında yer aldı.

Ligin 11. haftasında 2 Kasım 2018’de iç sahada oynanan Fenerbahçe derbisinden sonra Fatih Terim’e 10 maç ceza verildi. Tecrübeli teknik adam, Trabzonspor karşılaşmasıyla söz konusu müsabakadan sonra ilk kez Türk Telekom Stadı’nda bir lig maçında takımının başında sahaya çıktı.

Fatih Terim, Türkiye Kupası son 16 turu rövanşındaki Boluspor maçında taraftarının önüne çıkmıştı. Ligde üst üste Göztepe ve Aytemiz Alanyaspor deplasmanlarına giden Galatasaray’da Fatih Terim, kupada Türk Telekom Stadı’nda Hatayspor ile oynanan çeyrek final maçında ise babası Talat Terim’in vefatı nedeniyle görev yapamamıştı.

TRİBÜNLERDE ANLAMLI PANKARTLAR

Galatasaraylı taraftarlar, uçak kazasında hayatını kaybeden Arjantinli futbolcu Emiliano Sala’yı andı. Taraftarlar tribünde İngilizce “Rest in Peace Emiliano Sala” yazılı pankart açtı.

Sarı-kırmızılı taraftarlar, Brezilya 1. Futbol Ligi ekiplerinden Flamengo’nun tesislerinde çıkan yangında yaşamını yitirenler için de “Our Condolences Are With You Flamengo” yazılı pankartı astı.

Tribünde ayrıca “Kartal’daki bina çökmesi sonucu vefat eden vatandaşlarımızın mekanı cennet olsun” pankartı da yer aldı.

TRABZON’DA 3 DEĞİŞİKLİK

Trabzonspor Teknik Direktörü Ünal Karaman, Spor Toto Süper Lig’in 21. haftasında Galatasaray karşısında kadrosunda 3 değişiklik yaptı.

Türk Telekom Stadı’nda oynanan karşılaşmada Karaman, geçen haftaki MKE Ankaragücü maçına göre 2’si zorunlu 3 değişikliğe gitti.

Sakatlıkları bulunan Filip Novak ve kaleci Uğurcan Çakır kadroda yer almazken, Abdulkadir Parmak yedek kulübesinde oturdu. Karaman, bu isimlerin yerine Arda Akbulut, Majid Hosseini ve Vahid Amiri’yi ilk 11’de görevlendirdi.

Bordo-mavili takımın kadrosunda Novak ve Uğurcan’ın dışında sakatlıkları devam eden Ogenyi Onazi ve Joao Pereira da yer almadı.

ARDA AKBULUT İLK LİG MAÇINA ÇIKTI

Trabzonspor’un 18 yaşındaki genç kalecisi Arda Akbulut, kariyerinin ilk Spor Toto Süper Lig maçına Galatasaray karşısında çıktı.

Birinci kaleci Uğurcan Çakır’ın sakatlığının ardından 18 yaşındaki file bekçisine şans doğdu. Daha önce Ziraat Türkiye Kupası’nda Sivas Belediyespor ve Ümraniyespor maçlarında forma giyen Arda, zorlu maçta bordo-mavili kaleyi korudu.

SOSA KADRODA

Trabzonspor’un kaptanı Jose Sosa, sakatlığını atlattı ve 2 ay sonra maç kadrosuna dahil edildi.

Süper Lig’in 16. haftasında 16 Aralık’ta oynanan Beşiktaş maçında sakatlanan Sosa, Galatasaray karşılaşmasıyla takıma döndü.

Teknik direktör Ünal Karaman, tam hazır olmayan Arjantinli orta sahayı yedekler arasında oturttu.

ONAZI KOLTUK DEĞNEĞİ İLE STATTA

Trabzonspor’da sakatlığı nedeniyle sezonu kapatan Nijeryalı futbolcu Onazi, stada koltuk değnekleriyle geldi.

Takım arkadaşlarını İstanbul deplasmanında yalnız bırakmayan Onazi, karşılaşmayı kendisine ayrılan yerde izledi.

Tuğrul Akşar: Türk futbolunun altyapı değil üst yapı problemi var

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin (TKYD) 2010 yılında, Türk futbol endüstrisinde uluslararası yönetim standartlarının sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla başlattığı bir projeyle oluşturulan  Kurumsal Yönetim ve Futbol Endüstrisi Çalışma Grubu’nda da yer alan, 2011 yılında  Meclis Komisyonu’na “Türk Futbol Kulüplerinin Finansal Yeniden Yapılanması ve Yönetişimsel Sorunlarına Çözüm Önerileri” konusunda rapor hazırlayan, futbolun iktisadi, mali, hukuksal ve yönetsel kısımlarına ilişkin yayınlandığı beş adet kitabının yanı sıra 300’ün üzerinde makalesi olan Futbol ekonomisti Tuğrul Akşar, Türk futbolunun içinde bulunduğu ekonomik yapıyı sozcu.com.tr’ye değerlendirdi. 

Futbol kulüplerimiz borç batağında diyebiliriz. 4 büyük kulüpten yola çıkarak futbol kulüplerinin mali yapılarını ve Süper Lig’i değerlendirebilir misiniz?

Dört büyük kulüp için maalesef şu anda deniz bitmiş vaziyette. Yani futbol kulüplerimizin mevcut gelirleri giderlerini karşılamakta yetersiz kalıyor. Ama buna karşılık sabit giderleri yani oyuncularına ödedikleri ücretler, primler, bunların dışında stat giderleri, üçüncü kişilere olan borçlar, yapması gereken operasyonel faaliyetler için harcamaları gereken kaynaklar… Bütün bunları topladığınız zaman gider olarak gelirlerinin çok çok üzerinde. Aradaki açığı da banka kredisi kullanarak, borçlanarak karşılamaya çalışıyorlar. Ancak banka kredilerindeki faiz oranlarının yüksekliği aynı zamanda kurlardaki yukarı yönlü artış da kulüplerin banka borçlarını durduk yerde artırıyor.

 

“GEÇMİŞTEN GELEN CİDDİ ZARARLAR VAR”

Sadece 4 büyük kulüp örneğinden yola çıkacak olursak, 4 kulübün toplam gelirleri yaklaşık 1 milyar 970 milyon civarında. Buna karşılık bu kulüplerin toplam borçları ise yaklaşık 6 milyar liraya ulaşıyor. Neredeyse gelirlerinin üç katına yakın bir banka borcu var. Ama esas önemli olan şey bu kulüplerin geçmişten gelen ciddi zararları var. Yani bu zararların finansmanı da kulüplerin bütün kârlılığını alıp götürüyor. Nitekim kulüplerin geçmiş yıllardan gelen birikimli zararlarının toplamı da 3 milyar 937 milyon lira. Yani yaklaşık 4 milyar lira. Demek ki kulüplerinin gelirlerinin iki katı kadar da geçmiş yıllardan gelen zararları var. Bu birikimli zararlar doğal olarak öz kaynaklarını eritiyor. Öz kaynaklarını erittiği için de bu dört kulübün öz kaynak açığı da yaklaşık yine 3 milyar lira. Yani toplam gelirlerinden yüzde 50 daha fazla öz kaynak açığı var.

sozcu.com.tr ekonomi servisinden Barış Özkan, Futbol Ekonomisti Tuğrul Akşar, ile Türk futbolunun ekonomik durumunu ele aldı. (Fotoğraf:Kubilay Altuğ)

Futbol Ekonomisti Tuğrul Akşar, ile Türk futbolunun mali durumunu konuştuk. (Fotoğraf:Kubilay Altuğ)

“SÜPER LİGİN TOPLAM BORCU 14 MİLYAR LİRA”

Yani toplam borçları, futbolculara, bankalara, üçüncü kişilere olan yükümlülüklerini, ileride ödeyeceği orta uzun ve kısa vadedeki yükümlülüklerini topladığınız zaman da karşımıza 10 milyar lira gibi bir toplam borç çıkıyor. Bu da neredeyse gelirlerinin 5 katına yaklaşıyor. Dolayısı ile baktığımız zaman gelirler çok küçük.

Ama buna karşılık giderler ve finansal yapıdaki olumsuzluklar, başta zararlar, öz kaynak açıkları ciddi ölçüde arayı açmış durumda. O nedenle olay sadece gelir ve gider dengesizliği değil. Finansal yetersizlik ve finansal dengesizlik maalesef bu kulüplerde bir yaşam biçimi haline geldiği için bu durum sürdürülemez. Kendi iç dinamikleriyle içinde bulundukları bu durumdan çıkma şansları yok. Bu dört büyük kulüp için böyle.

18 kulüp için konuştuğumuz zaman ise Süper Lig’in toplam borcu 14 milyar liraya çıkmış vaziyette. 14 milyar liraya yaklaşan borca karşılık en son ekolig raporunda da yayınlandı, kulüplerin toplam gelirleri 3.2 milyar lira, ben 3.5 milyar lira diyorum. Nereden baksanız gelirlerin yaklaşık dört katına yakın bir borçlanma var. Aynı zamanda Süper Lig’in toplam zararı ise yaklaşık 3.2 milyar lira. Yani kulüplerin bir senelik gelirini, bu zararları alıp götürüyor.

“İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ MALİ YAPI SÜRDÜRÜLEMEZ”

Şimdi böyle bir ligde, böyle bir lig yapılanmasında Avrupalı devlerle rekabet edebilmek çok mümkün değil. O nedenle Türk futbolu Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi’nde sportif anlamda rekabette geride kalıyor, başarısız oluyor. Benim öngörüm bu olumsuzluklar devam ettiği sürece, önümüzdeki beş, altı yıllık süre içerisinde Türk futbol takımları daha da dip yapacak. O nedenle UEFA sıralamasında da, milli takımlar bazında, FIFA sıralamasında da daha geriye geleceğiz.

17araliksozkarti

Yani dolayısı ile içinde bulunduğumuz mali yapı sürdürülemez, düzenli bir ekonomik gelirimiz yok. Baktığımız zaman Süper Lig’in geçen sene itibariyle ortalama seyirci sayısı 14 bin olmuş. Dört büyüklerin ortalamasını çıkardığınız zaman seyirci sayısı ortalama 4 bine düşüyor. Yani ortalamayı artıran 4 büyük kulüp. Toplam gelirlere baktığınızda, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ı çıkardığınız zaman kulüplerin toplam gelirinin yüzde 85’i sadece Spor Toto’nun vermiş olduğu sponsorluk ve naklen yayın gelirlerinden oluşuyor.

Yani kendi dinamikleri ile gelir yaratmakta zorlanan, kendi dinamikleri ile içerisinde bulunduğu finansal zorlukları aşma yeteneğini yitirmiş, dışarıdan desteğe ihtiyacı olan, o nedenle borçlanmasını kendi imkanları ile sürdüremeyen bir lig ile karşı karşıyayız. Bu da dönüyor sportif performans olarak sizi olumsuz etkiliyor.

“KENDİ OLANAKLARIYLA BU DURUMDAN ÇIKMA ŞANSLARI YOK”

Peki bu durumdan çıkmanın yolu nedir? Ne yapılırsa bu olumsuzluklar giderilebilir?

Buradan çıkış yolu yok. Ben hep şunu söylüyorum; sadece günü kurtarmaya yönelik çözüm önerileri ile hareket ediyoruz. UEFA’nın sıkıştırması var. Diyor ki x kulüp için, ‘önümüzdeki sene 10 milyon euronun üzerinde zarar edersen ben seni organizasyonuma almam’. O kulübün zaten bir milyar liranın üzerinde birikmiş zararı var. Dolayısı ile sadece o günü kurtarırsınız. Gelecek yıllarda ne yapacaksınız? Bu yılı 10 milyon euro zararın altında bağladınız diyelim. Gelecek yıl ve ondan sonraki yıllarda ne yapacaksınız? Maalesef kendi içerisinde bulundukları olanaklarla bu durumdan çıkma şansları yok.

“VARLIK HAVUZU OLUŞTURULABİLİR”

Peki ne yapılabilir? Öncelikle şunu yapmamız lazım. Futbol kulüplerinin borçlarının mutlaka orta ve uzun vadeye yayılması, finans maliyetlerinin düşürülmesi lazım. Bunun için mutlaka, belki futbol federasyonunun önderliğinde bir varlık havuzu oluşturulabilir. Bu varlık havuzunda toplanan paralar ve bunun içerisine yine naklen yayın gelirleri de eklenerek buradan bir takım teminatlar gösterilmek suretiyle bankalardan veya yurt dışından veya buna bağlı finansal bir ürün yaratılabilir. Yaratılan bu finansal ürün aracılığıyla daha uzun vadeli, daha düşük maliyetli kredilerle en azından bir soluklanma fırsatı verilebilir. Bu finansal yönden yapılacak olanlar.

“STATLARDA MAÇ GÜNÜ GELİRLERİ DÜŞÜK”

İkincisi maalesef statlarda doluluk oranımız çok düşük. Statlarda maç günü gelirlerimiz düşük. Mesela dört kulübün ortalama maç günü geliri 347 milyon TL. Çok düşük. Yani toplam gelirlerinin içerisindeki payına baktığımızda yüzde 20’lerin altına düşüyor. Bu seyircinin çok fazla maçlara gitmediğini gösteriyor. Yine sponsorluk ve ticari gelir yaratma konusunda sıkıntılarımız var. Ticari gelirler dört kulüpte 830 milyon lira. İçinde bulunduğumuz ekonomik olumsuzluklar ve konjonktürel sıkıntılar nedeniyle zaten yeni sponsor bulamazsınız. Çünkü bu dönemde sponsorlar önce kendilerine finansal disiplin uygularlar.

O yüzden sponsorluk gelirleri de çok düşük. Şampiyonlar Ligi vs. gelirleri zaten oraya giderseniz var. Naklen yayın gelirlerine bakarsak da 4 kulüp 570 milyon lira naklen yayın geliri elde etmiş. Yani topladığınız zaman, bu dört büyük kulübün toplam geliri 1 milyar 960 milyon lira. 3 buçuk milyar liralık gelirin yüzde 56’sını zaten dört kulüp oluşturuyor. Yani fonların büyük bir kısmı bu kulüplere gidiyor.

“BİR ÜST KURUL OLMASI LAZIM”

Yönetimsel yönden bakıldığında mutlaka kurumsal yönetim ve yönetişimin bu kulüplerde egemen örgüt modeli haline getirilmesi lazım. Yani bu kulüpler eğer yönetilebilir, denetlenebilir, şeffaf olabilirse, paydaşlarına karşı sorumlu olabilirse ve hesap verilebilir olursa, transparan bir yapısı varsa bunlar zaten daha doğru ve düzgün yönetilir. Baktığımız zaman bunlar finansal yönden, ekonomik yönden ve yönetimsel yönden yapılabilecek olanlar.

Ama esas önemli olan aslında futbol kulüplerinin mali ve ekonomik yönden gelişimini takip edebilecek, yönlendirebilecek bir üst kurul olması lazım. Belki buna biz futbol üst kurulu diyebiliriz. Yani bankacılıktaki BDDK gibi Futbol Üst Denetleme Kurulu da olabilir. Ki bu sayede kulüplerin finansal yapıları da sıkı denetlenir. Finansal kontratlara, ekonomik kontratlara bakılır. Borçlanmalarına bir takım tavanlar getirilebilir. Burada tabi yetenekli, yeterli, liyakatlı kişilerin olması lazım.

Bütün bunların yapılabilmesinin ötesinde aynı zamanda organizasyon olarak da bu kadar büyük gelir elde eden kulüplerin artık dernek değil şirket statüsünde olması sağlanmalıdır.

SÜPER LİG'İN BORCU 14 milyar “SÜPER LİG AŞ KURULMALI”

Yine Süper Lig AŞ’nin kurulması çok önemlidir. Yıllık sadece 500 milyon dolar yayın gelirlerinden bahsediyoruz. Bu kadar büyük gelirlerin olduğu yerler dernek statüsüyle yönetildiğinde ‘kol kırılır yen içinde kalır’ mantığı ile hareket ediliyor. Bu mantıkla hareket edildiğinde de başarısız olunduğu halde resmen yine haklanıyor, ibra ediliyor yönetimleri. Yönetimler ibra edildiğinde de bu olumsuzluklar ertesi yıllara devam ederek gidiyor.

“PARASAL GELİŞİM YÖNETİMSEL GELİŞİMİN ÖNÜNE GEÇTİ”

Esas problem şudur: Türk futbolunda parasal gelişim yönetimsel gelişimin çok üzerine çıktı. Ne demek istiyorum? Yani bugün Türk futbolu o kadar hızlı parasallaştı ki, bu hızlı parasallaşmayı sevk ve idare edecek, yönetebilecek yetkinlikte, yeterli nitelikte yöneticilerimiz olmadığı için biz yönetimsel gelişimde, bu parasal gelişimin hızını yakalayamadık.

Kulüplerin başında konvansiyonel hareket eden, eski klasik yöntemlerle kulüpleri yöneten, dünya futbolunu çok takip edemeyen, o nedenle de futbolun artık bir endüstri olduğu gerçeğini kavrayamayan yöneticiler var. O yüzden de futbol kulüplerinin kendi içinde de bu tür yapılanma ve değişikliklere ihtiyaç var.

Türk futbolunda bizim temel çelişkimiz parasal genişleme var ama sportif performans yok. Yani 2000 yılında yaklaşık 150 milyon euro geliri olan Türk futbolunun, bugün 700-800 milyon euro geliri var. Ama buna karşılık sportif performans olarak UEFA ve FIFA sıralamasında 2000 yılının gerisindeyiz. Demek ki sportif performans aşağı düşerken, parasal performans yukarı gitmiş. Türk futbolunun temel çelişkisi parasal gelir artarken sportif performans niye düşüyor? Bu parasal genişlemeyi ve büyümeyi yönetecek yetkinlikte bir sportif yönetim becerisine ulaşamadık.

“TEK FİRMA İLE BU BÜYÜKLÜKTE İHALELER OLMAZ”

İddaa ihalesi iptal edildi. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? İddaa’dan kulüplere ödenen paylar sizce yeterli mi?

İddaa ihalesi iptal edildi. Bence de olması gereken buydu. Çünkü birden fazla firmanın bu tür ihalelere katılması gerekiyor. Spor Toto doğru yaptı. Zaten onlar iptal etmese Rakâbet Kurumu’ndan dönecekti. Tek firma ile bu büyüklükte ihaleler olmaz. Burada ki temel sorun şudur:

İddaa Türk futboluna çok önemli parasal destek sağlıyor bunu kabul etmek lazım. 2004 yılından itibaren var. 14 yıllık süreç içerisinde yaklaşık 58 milyar liralık ciro elde etmiş. Spor Genel Müdürlüğü’ne gidiyor para. İddaa sadece bu işi organize eden, organizatör İnteltek firmasının marka ismi. Bu firma bu işin organizasyonunu yapıyor. Parasal gelir vs. Spor Toto’ya gidiyor.

14 yılda 58 milyar liraya ulaşan bir ciro var ama bunun sadece yüzde 5.76’sı, yani 3.3 milyar lirası kulüplere gitmiş. Ben de diyorum ki bu işin ana aktörü futbol kulüpleri. Ve kendileri de açıklıyorlar. İddaa gelirlerinin yüzde 80’i futboldan geliyor. İddaa gelirlerinin yüzde 80’i futboldan geliyorsa ve bu kadar büyük ciro yapıyorsanız futbol kulüplerine aktarılan para az diyorum. Bunun daha fazla artırılması gerekir ki futbol kulüplerimiz zaten finansal olarak sıkıntı içerisinde. En azından belirli ölçülerde rahatlasınlar.

dailyMotionVideos.push({id:”player-x6zg3b4″, config: {video: “x6zg3b4”, params: {“autoplay”:”0″,”queue-autoplay-next”:0}}});

 

“FUTBOLCU SATIMINA DAYALI BİR GELİR, SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELİR DEĞİL”

Beşiktaş’ın iki sezon önce gerçekleştirdiği Çin seferi hakkında ne düşünüyorsunuz? Dünyanın büyük kulüplerinin de yaptığı bu tür girişimler ekonomik açıdan çıkış yolu olabilir mi?

Yapılması gereken ideal olan bu. Fakat oralara gidebilmeniz için popülaritenizin olması lazım. Bunu Manchester United, Real Madrid, Barcelona yapıyor. Bu kulüplerin sportif performanstan elde ettikleri çok ciddi bir popülariteleri var. Dünyanın her tarafında forma satıyorlar. Sizin bu işi yapabilmeniz için önce sportif performans popülaritenizin yüksek olması lazım. Yoksa oraya gitseniz kaç kişiye ne satacaksınız, ne gelir elde edeceksiniz? Yani çok zor. Keşke yapabilsek. Bunu beş büyük lig yapıyor. Bizim gibi, yani çevre ülkelerden bu işlerde başarılı olan kulüp yok. İki sene önce oraya bazı futbolcular satıldı, bir takım gelirler elde edildi. Ama bu sürdürülebilir bir şey değil. Yani futbolcu satımına dayalı bir gelir, sürdürülebilir bir gelir değil. Elinizde iyi futbolcu varsa satarsınız, o sene için gelir elde edersiniz. Sonraki izleyen yıllarda bu çok zor.

Yabancı yatırımcı kulüplere gelemez mi?

Bugün Türk futbolunun 14 milyar liralık borcu, yıllık 3 milyar liralık bir gelirle ödeyebilmesi çok mümkün değil. Yani futbol kulüpleri hiç para harcamasalar dört yılda bu borçlarını ödeyebilirler. Bu da mümkün olmayacağına göre demek ki kendi kaynaklarımız yetersiz. Dışarıdan kaynak bulmamız lazım. Ama dışarıdan kaynak bulduğun zaman bu adam senin nereni satın alacak? Kulüplerin hepsi dernek statüsünde. Borsada işlem gören kulüplerde altın hisse, yani sportif AŞ’lerde esas pay kulüplerde olduğu için, kulüpleri satın alamayacağınıza göre, borsada sadece mali yatırımcı olarak kalırsınız. O zaman da kulüp satın almaya gerek yok. Borsa İstanbul’a gider hisse satın alır.

İDDAA'NIN 14 YILLIK HASILATI 58 milyar

Yani bize Premier Lig’de olduğu gibi yabancı yatırımcının gelebilmesi için ilk önce kulüplerin anonim şirket olması lazım ki dernek statüsünden kurtarılıp payları ve hissesi alınıp satılabilir olsun. Bu yapılamadığı için çok zor. Süper Lig’de, AŞ olan 8 tane kulüp var. Onlar satılabilir. Örneğin Başakşehir. Bunları satabilirsiniz. Sonuçta bir sahiplik var. Ama üç büyük kulübe baktığınız zaman burada tabana yaygın bir mülkiyet var. Esas sahip de taraftar, yani camia. Burada bir şey yapma şansınız yok. Zaten esas sorun da üç büyük kulübün finansal olumsuzlukları. Oralarda sorunu çözmezseniz geri kalan 15 kulübün tamamını satsanız da çok fazla bir parasal gelir elde edemezsiniz.

Menajerler ve futbol kulüpleri ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

En son Football Leaks’de ortaya çıktı ki menajerler kulüpleri soyuyor. Bu aslında yasal bir şey. Adam sözleşme imzalıyor, neyse komisyonunu alıyor. Burada hiç kimse sizi bu sözleşmeyi imzalamaya zorlamıyor. Ama şöyle bir durum var. Türk futbol kulüplerinin transfer etme yetkinlikleri gelişmediği için mecburen menajerler aracılığı ile veya yaşını doldurmuş, artık jübilesini yapmak üzere olan, burayı Katar öncesi son durak olarak gören oyuncuları getiriyorlar. O oyuncuları getirmek için bile yine araya menajerleri sokmak zorunda kalıyorsunuz. Gelmiyorlar yani. Çünkü çevre liglerde oynayan bir ligiz. Bunları da araya soktuğunuz zaman çok ciddi sözleşmeler oluyor.

En son Football Leaks de ortaya çıkan, ismini vermeyelim, bir kulübe transfer olan bir oyuncunun bedelinden çok daha fazlasının bir menajere para olarak ödendiğini görüyorsunuz. Kulüp de çıkıp herhangi bir açıklama yapmıyor. Dolayısı ile oralarda çok problem var. FIFA, özellikle bu transferlerdeki kayıt dışılığın önüne geçmek için transfer eşleştirme sistemi kurdu. Bunu kulüpler hala yapmıyorlar, bundan kaçınıyorlar. O nedenle menajerler istedikleri sözleşmeleri kulüplerin önüne dayatabiliyorlar. Zorda kalan kulüpler de mecburen bu menajerlerin oyuncağı olmak durumunda kalıyor. Tabi çok büyük menajerler var. Kazandıkları çok büyük paralar var. Ve bunlar vergisiz paralar. Süper Lig’de stopaj vergisi yüzde 15. O bile çalışmıyor. Yaratılan gelirlerle de, finansal giderleri ve olumsuzlukları nedeniyle kâr edemedikleri için vergi yükümlülüklerini yerine getiremiyorlar.

17araliksozkarti2“BİZİM KULÜPLERİMİZ HER SENE ŞAMPİYON OLMAK ZORUNDA”

Almanya’da bir Borussia Dortmund örneği var. Parasızlıktan statlarını bile satmışlardı. Ancak devam eden yıllarda inanılmaz bir başarı yakaladılar. Bunu bizim kulüplerimiz yapamaz mı?

Bizim kulüplerimiz her sene şampiyon olmak zorunda. Altyapı demek futbol kulüplerinin orta ve uzun vadeli planlar yapması demek. Orta ve uzun vadeli planlar yapacaksınız, altyapıya kaynak aktaracaksınız, altyapıdan oyuncu yetiştireceksiniz… Bu bir süreçtir. Bizim kulüplerimiz pedal basmak zorundalar. Çünkü onlar durdukları anda düşerler. Borçlarını, zararlarını söyledim. Bu kulüpler sürekli şampiyon olmak zorunda. Şampiyon olmak zorunda olduklarını hissettikleri için de altyapıdan oyuncu çıkarmaya zamanları ve tahammülleri yok. Hep olmuş oyuncuyla, yaşlı oyuncuyla bir şekilde yollarına devam etmek zorundalar. Bu sürdürülebilir bir durum değil.

Dortmund çok uzun vadeli planlar yaptı. Jurgen Kloop 10 sene Dortmund’u çalıştırdı. Büyük takımlarımızdaki hocaların son çalışma sürelerine bak. 7-8 ayı bulmuyor. Nerede stratejik planlama? Nerede sürdürülebilir büyüme? Nerede kalıcı bir sportif performans? Dortmund 10 yıl Kloop ile devam etti. En iyi oyuncularını sattılar. Ama bugünkü Dortmund yine Bundesliga’nın en iyi ekiplerinden birisi ve çok ciddi para kazanıyorlar. Statlarını satmak zorunda kalan bir kulüp… Dortmund çok önemli bir örnek diye Futbol Yönetimi kitabımızda da biz bunları yazdık.

“BEŞ BÜYÜK LİGDE ÖNEMLİ TAKIMLAR KORUNUYOR”

Bir de şunu unutmayalım. Finansal Fair Play adı altında, merkezi, büyük ligleri koruyan, kollayan bir uygulama var. Bu tamamen çevre liglerin, bizim gibi liglerin aleyhine çalışan bir uygulama. Başlangıçta Platini, futbolun uzun vadede rekabet gücünü artırabilmek, küçükleri koruyabilmek, daha dengeli rekabet yapabilmek gibi şövalye söylemlerle ortaya çıktı. Ancak görüldü ki bu iş böyle değil. Hala beş büyük ligde önemli takımlar korunup kollanıyor. Maalesef bizim gibi çevre liglerdeki kulüplerin önleri kesiliyor. O yüzden tam bu söylemin aksine, Şampiyonlar Ligi’nde 2018-2019 sezonundan itibaren gelir dağılımında önemli bir değişiklik yaşandı. Bizim gibi çevre ligler ve bu liglerin kulüplerine orta vadede olumsuz etki yapacak değişiklikler…

Avrupa futbol pastası 26 milyar euroya ulaşıyor. 5 büyük lig bunun yüzde 58’ini kendi aralarında paylaşıyor. Geri kalan yüzde 42’lik pastayı da 48 ülke paylaşıyor. Dolayısı ile lig başına yüzde 1 civarında bir pay düşüyor. O nedenle haksız rekabet var. Dengesiz rekabet var. Bu dengesiz rekabet Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de var. Ülkemizde de bütün kaynaklar üç büyük takıma tahsis edilmiş durumda. Ancak bunun karşılığında maalesef bir sportif performans yok.

“TÜRK FUTBOLUNUN ALTYAPI DEĞİL ÜST YAPI PROBLEMİ VAR”

Ekonomik durum futbolun kalitesini düşürüyor yorumlarına katılıyor musunuz?

Futbolu satmanız için futbol kalitenizin ve reytinginiz yüksek olması lazım. Reyting de futbolun kalitesine bağlıdır. Reytinginiz yoksa hiç kimseye satamazsınız. Kendi içimizde kendi kendimize satarız. Bizim aslında futbolda altyapı problemimiz yok, üst yapı problemimiz var. Ne demek istiyorum? Türk futbolunun parası var. Bir şekilde para yaratılıyor. Ama biz bu parayı yönetemiyoruz. Yönetim bir üst yapı işidir. Bu parayı yönetebilecek, yönlendirebilecek, Türk futbolunu Avrupa’da ve dünyada finansal anlamda, ekonomik ve sportif anlamda hak ettiği yere getirecek yetkinlikte yöneticilerimiz yok. O yüzden Türk futbolunun altyapı değil üst yapı problemi var. Bizim spor tesislerimiz falan var. Ama kafa, altyapıya izin vermiyor. Sıkıntımız o bizim.

“ENFLASYONUN YÜZDE 25, ASGARİ ÜCRETİN 1600 TL OLDUĞU BİR YERDE…”

Taraftarların kulüplere maddi destek anlamında üzerine düşeni yaptıklarını düşünüyor musunuz?

Avrupa ile baktığımızda satın alma gücü ile kıyaslamak lazım. Bugün enflasyonun yüzde 25 olduğu, asgari ücretin 1600 lira olduğu bir yerde, özellikle de taraftar kitleye baktığın zaman, satın alma gücünün düşük olduğu bir yerde, maç günü gelirlerini veya koltuk başına gelirleri maksimize etmek çok kolay değil. Çok zor.

“REKABETTE ÇOK GERİDE KALDIĞIMIZI GÖRECEKSİNİZ”

Kulüplerin ekonomik durumları göz önüne alındığında Türk futbolunun yakın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu olumsuzluklar devam ettiği sürece Türk futbolunun sportif performans gücü daralır. Bu şu demek: Eğer borcunuz varsa, yükümlülüklerinizi yerine getirmekte zorlanıyorsanız transfer yapamazsınız. Transfer yapamadığınız için takımı büyütemezsiniz. Takımı büyütemediğiniz zaman Avrupalı devlerle rekabet etme şansınız yok. Sportif performans da sizi vurur. Küçülmeye gitmek zorundasınız. Beşiktaş da, Galatasaray da, Fenerbahçe de bugün ne ile boğuşuyorlar? Finansal olumsuzluklarla boğuşuyorlar. Ne diyor UEFA? ‘Sen başa baş noktasını yakalayamadın, zararda verdiğin sözü tutamadın, futbolcu satacaksın’ diyor. Şimdi ‘futbolcu satacaksın’ demek ‘transfer yapmayacaksın’ demektir. Yapacaksan da o dar bütçe içerisinde hareket edeceksin. Zaten senin sportif performansla rekabetçi gücün iyice daralmış. Bir de böyle bir sınırlama gelince mali olumsuzluklar dönüyor senin sportif performansını olumsuz etkiliyor. Sportif performans olumsuz etkilenince de az para kazanıyorsun. Az para kazanınca da takıma daha az para harcıyorsun. Bu bir kısır döngü.

Halbuki bunun tersinin olması lazım. Sportif performans iyi olacak, sportif performansı paraya çevireceksin, daha fazla para kazanacaksın, kazandığını takıma yatıracaksın, takımın rekabet gücü artacak. Bizde bu tersine çalışıyor. O yüzden ben buna Türk futbolunun kısır döngüsü diyorum. Türk takımları Süper Lig’de, belki kendi içlerinde rekabet gücünü ve statülerini korurlar. Ama Avrupa’ya çıktığımız zaman rekabette çok geride kaldığımızı göreceksiniz.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Maç bitti, ortalık karıştı! Flaş kavga

Galatasaray, Spor Toto Süper Lig’in 16. haftasında konuk olduğu Başakşehir ile 1-1 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından Joseph Attamah ile Sofiane Feghouli soyunma odası koridorlarında birbirine girdi.

1-1 sona eren karşılaşma sonrasında soyunma odasına arbede yaşandığı ortaya çıktı. Maç bitiminde iki takım oyuncuları soyunma odası tüneline girerken Attamah ile Feghouli tartıştı.

Ağız dalaşı ile başlayan tartışmada Feghouli ile Attamah birbirlerinin üzerine yürüyünce tansiyon yükseldi. İki futbolcunun birbirlerine hamle yapması üzerine takım arkadaşları da eklenince koridorda ortalık karıştı. Araya giren antrenörler tartışmanın büyümesini engelledi.

SAHADA DA GERGİNLİKLER YAŞANDI

Başakşehir – Galatasaray karşılaşmasında bir ikili mücadele sonunda Emre Belözoğlu ve Fernando tartıştı. İki oyuncu maçın hakemi Ümit Öztürk tarafından sarı kart ile cezalandırırken Emre Belözoğlu gelecek haftaki müsabakada cezalı duruma düştü.

(FutbolArena)

Beşiktaş Trabzonspor canlı yayın! BJK Trabzon maçında müthiş mücadele…

Süper Lig 16. haftanın en kritik karşılaşmalarından biri olan mücadelede Beşiktaş Trabzonspor’u ağırlıyor.Son dönemde Ünal Karaman yönetiminde çıkışa geçen ve Galatasaray ile Fenerbahçe’yi yenmeyi başaran Trabzonspor iyi performansı Beşiktaş karşısında da gösterek 3 puanla sahadan ayrılan taraf olmak istiyor. Özellikle hucüm bölgesinde sıkıntı çeken Beşiktaş ise evinde seyircisinin desteğini alarak kazanmak istiyor. Mücadeleyi izlemek isteyen futbol severler için aşağıda Beşiktaş Trabzonspor canlı yayın bağlantısı yer alıyor.

BEŞİKTAŞ TRABZONSPOR CANLI İZLE

BEŞİKTAŞ TRABZONSPOR CANLI ANLATIM

BEŞİKTAŞ TRABZONSPOR İLK 11

Beşiktaş: Karius, Dorukhan, Necip, Vida, Adriano, Medel, Atiba, Ljajic, Lens, Quaresma, Güven

Trabzonspor: Uğurcan, Pereira, Hüseyin, Toure, Novak, Onazi, Sosa, Abdülkadir, Yusuf, Nwakaeme, Rodallega

PEPE İLE YOLLAR AYRILDI

Beşiktaş Kulübü, Portekizli futbolcu Pepe’nin sözleşmesini karşılıklı anlaşarak feshetti.

35 yaşındaki tecrübeli futbolcu, siyah-beyazlı yönetimle yaptığı görüşmenin ardından sözleşmesini karşılıklı anlaşarak feshetti. Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri’ndeki odasını da boşaltan Pepe, takım arkadaşlarıyla da vedalaştı. Portekizli oyuncunun 1-2 gün içerisinde Türkiye’den ayrılacağı öğrenildi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

SP lideri Karamollaoğlu’ndan başkanlık eleştirisi

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, olağan haftalık basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin Balgat’taki genel merkezinde kameraların karşısına geçen Karamollaoğlu, konuşmasına önceki gün Meclis Sağlık Komisyonu’nda, görüşülen 5’inci maddenin kabulünü sert bir dille eleştirdi. TBMM’de sağlık komisyonunda üzücü bir hadisenin yaşandığını hatırlatan Karamollaoğlu, “Kabul edilen madde ile KHK ile görevden uzaklaştırılan sağlık çalışanlarının özel kurumlarda dahi iş bulmasına izin verilmeyecek. Hukuksuzluğu bu  denli ağırlaştıran dünyada başka bir ülke yok. Hukuk devletin temelidir. Adaleti tesis etmek hükümetin bir numaralı görevidir. Bir kişinin aldığı karar hukukun üstünde olamaz. Kararnameler hukuk çerçevesinde yürürlüğe girebilir ancak. Ya o milletvekillerine ne demeli? Hiç itiraz etmeden kabul ediyorlar.   Bu kadar milletvekili aklını nereye koydu ya?  Bu mantık değişmeden Türkiye’de hiçbir iş yapılamaz” dedi. Karamollaoğlu, öte yandan Meksika’da düzenlenen 2018 Ampute Futbol Kupası’nda 2’inci olan Ampute Futbol Milli Takımı’nı da tebrik ederken, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde kalp krizi geçirerek, hayatını kaybeden Koray Şener’e de Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diledi.

İLGİLİ HABERSP lideri Karamollaoğlu: Yalakalarla bu ülke ayağa kalkmazSP lideri Karamollaoğlu: Yalakalarla bu ülke ayağa kalkmaz

“GİDİŞATTAN ŞİKAYET EDİYORLARDI REKORU ONLAR KIRDI”

Türkiye’nin içinde bulunduğu krizin her geçen gün derinleştiğine dikkat çeken Karamollaoğlu, “Kriz sözcüğünü hala lügatlardan çıkaramadıkları için kullanabiliyoruz hala! Uzun zamandır yaklaşan tehlikeli durum hakkında açıklamalar yapıyoruz. Ekonominin adeta damarı olan büyük firmalarımız bir bir konkordato ilan ediyor. Aynı anda birden fazla şirket konkordato ilan ediyorsa demek ki bazı şeyler yolunda gitmiyor. Konkordatonun açıklaması iflas ertelemedir başka bir anlamı yok.  Son olarak ise açıklanan Ekim ayı enflasyon rakamları durumun vahametini bir kere daha ortaya koydu. Ekim ayı enflasyon rakamı yüzde 25.24 son 5 aya bakacak olursak; Haziran: yüzde 15.39, Temmuz: yüzde 15.85, Ağustos: yüzde 17.90, Eylül: yüzde 24.52, Ekim: yüzde 25.24. Görüldüğü üzere Enflasyon; 2003’ten bu yana ilk kez yüzde 25’i aştı. O zaman gidişattan şikayet ediyorlardı bugün ise o günkü rekorları kırıyor bu arkadaşlar. Bu rakamlar bile ekonominin dengesinin bozulduğu göstermeye yetiyor” dedi.

“BAŞKANLIK ÜLKEYE İSTİKRAR GETİRDİ!”

Başkanlık sistemine geçişin en sihirli kelimesinin ‘ülkeye istikrar gelecek’ olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Gerçekten de ülkeye istikrar geldi.  Başkanlık sistemine geçildiği günden beri: Enflasyon istikrarlı bir şekilde artıyor: Her ay bir başka rekor kırıyor. Vergiler, zamlar istikrarlı bir şekilde artıyor. İşsizlik istikrarlı bir şekilde artıyor. Faiz ödemeleri katlanarak istikrarlı bir şekilde artıyor. Çiftçi esnaf istikrarlı bir şekilde batıyor.  İşçi memur istikrarlı bir şekilde yoksulluk sınırının altına iniyor.  Bunların hepsi de istikrarlı bir şekilde oluyor. İstikrar sadece olumlu olmaz böyle olumsuz manada kullanabiliyor demek ki! Bu istikrar Türkiye’yi uçuruma götürür.”

“FABRİKA İLE CEZAEVİNİ KARIŞTIRAN ZİHNİYETLE BİR YERE VARAMAYIZ”

Ak Parti Yozgat Milletvekilinin trajikomik açıklamasını da hatırlatan Karamollaoğlu, “Sayın Vekil diyor ki; ‘Yakın zamanda açılışını yapacağımız Yozgat Cezaevinin inşaat alanında incelemelerde bulunduk. 4 bin kişinin yatacağı, 2.700 personelin istihdam edileceği bacasız fabrika gibi çalışacak cezaevinin hayırlı olmasını diliyorum.’ Allah akıl fikir versin. Cezaevini inşaatını bir yatırım olarak gören bir devlet adamı dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur.  Bacasız fabrika dedikleri; T Tipi kapalı ve açık cezaevi! Bir cezaevini nasıl övünç meselesi yapabilir?  Ama sayın milletvekili Yozgat’ta satılan şeker fabrikasını ya unutuyor ya da işine gelmiyor.  Aynı Yozgat’ta, binlerce insanı ilgilendiren şeker fabrikası, nisan ayındaki özelleştirmede satılmıştı. Yozgat şeker fabrikasını 275 milyon liraya sattılar. Şimdi 110 milyon liraya Yozgat Cezaevi’ni yaptırıyorlar.  Sadece Yozgat mı? Kırşehir şeker fabrikasını 330 milyon liraya satan Hükümet,  aynı Kırşehir’e KDV’si içinde 338 milyona cezaevi yaptırıyor.  Bu mantık Türkiye’yi yönetemez. Fabrika ile cezaevini karıştıran bir zihniyetle hiçbir yere gidemeyiz. Biz iktidardaki arkadaşları da anlıyoruz 16 yıl boyunca gerçek fabrika görmedikleri için, cezaevlerini fabrika zannediyorlar. Sadece 2017 yılında sözleşmesi imzalanan cezaevi inşaatı sayısı tam 44! Baya bir istihdam sağlayacak bunların anlayışına göre.  Türkiye bugün İcra Dairesini tören düzenleyerek, kurdele keserek açan bir hükümetle yönetiliyor.  Çok açık ve net bizim üretim anlayışımızla bu iktidarın üretim anlayışı, bizim yatırım anlayışımızla bu iktidarın yatırım anlayışı arasında dağlar kadar fark var. Hiçbir yerde örtüşmüyor. Biz fabrika, inavasyon, ar-ge, yapay zeka diyoruz onlar hapishane diyor! Türkiye’nin bu zihniyet ile düze çıkması ne yazık ki mümkün değildir” diye konuştu.

“ÖĞRENCİ Mİ BEDAVACILIK YAPIYOR, İHALE KOVALAYAN YANDAŞLAR MI?”

Öğrenci bursları ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Öğrencilerin burs konusunda ısrarcı olmamalarını kredi almalarını bedavacılığa alışmamalarını’ konuşmasını hatırlatan Karamollaoğlu, “Şimdi sormak istiyorum Türkiye’de gelecek ayın hesabını yapan öğrenci mi bedavacılığa alışıyor yoksa, devletten ihale kovalayan yandaşlar mı? Devletten iş kovalayan partililer mi? Bankomat memurluğu yapanlar mı? Hiç işine gitmediği kadrolardan maaş alanlar mı? Bugün Türkiye’de 279 bin gencimiz öğrenim kredilerini ödeyemediği için icralık durumda. Devlet bu gençlere bedavacılığa alışmayın deme hakkına sahip değil. Eğitim ve öğretim hakkını tesis etmekle sorumludur” diyerek tepki gösterdi.

“ÇARE SAADET PARTİSİ VE POLİTİKALARIDIR”

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları da değerlendiren Karamollaoğlu, bu yaptırımın hukuksuz olduğunu söyleyerek, “ABD kendisini dünyanın jandarması olarak görmekten biran önce vazgeçmelidir.  Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin tamamı bu kararın karşısında olduklarını en güçlü şekilde ortaya koymalıdır.  Bu yaşanan gelişmeler karşısında 3 Kasım’da Antalya’da düzenlenen D-8 toplantısını önemli görüyoruz. Umarız D-8 daha aktif bir hale getirilir. D-8’in bugün fonksiyonel hale gelmesi bir zaruret halini almıştır. Bugün içinde bulunduğumuz tablo her ne kadar iç açıcı olmasa da, Biz Gelecekten ümitvarız. Yaşanan bütün gelişmelere rağmen gür bir seda ile diyoruz ki çare var! Çare Saadet Partisi ve onun politikalarıdır” dedi.
Erdoğan’ın, “Hâlâ ülkemizde et fiyatlarının yüksek seyretmesinin genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum” konuşmasının hatırlatılması üzerine ise Karamollaoğlu, “Helal olsun.  Çok başarılılar söz üretmede biliyorsunuz. Eti kiloyla değil de 100 gram, 200 gram almak zorunda kalan insanlara bi sorun. Refah seviyeniz yükseldiği için mi gramla et alıyorlar?” şeklinde cevap verdi.

“GERÇEKTEN HORTUMLAMIŞLAR!”

Sayıştay Başkan Yardımcısı Fikret Çöker’in görevden alınma ve istifa iddialarına ilişkin ise Karamollaoğlu şunları kaydetti; “Tabi ya istifa edecek, ya ettirilecek ya da görevden alınacak. Bu tabii bir sonuç! Rapor’a bir göz gezdirirsek raporda yok yok. 100 km’de 63 litre yakıt yakan kurum araçları, yasalara aykırı görevlendirmeler. Bir belediyenin Tayland’a teknik gezi düzenlemesi. Merak ediyoruz Tayland’a hangi teknolojiyi araştırmaya gittiler. 1 metre hortuma 78 lira ödenmesi. Eskiden yolsuzluklar için hortumlama tabiri kullanılırdı şimdi gerçekten hortumlamışlar. 33 kuruşluk oyuncak topa 60 lira ödenmesi. Tabi bunlar ortaya çıkınca yer yerinden oynadı.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Derbinin iddaa oranları belli oldu

Süper Lig’in 11. haftasında oynanacak Galatasaray – Fenerbahçe derbisinin iddaa oranları belli oldu.

Derbinin favorisi olarak Galatasaray gösterilirken, sarı-kırmızılılara 1,65 oran verildi.

Ligde zor günler geçiren, Phillip Cocu ile yollarını ayıran Fenerbahçe’ye ise 3,40 oran verildi.

Karşılaşmada beraberlik ihtimaline ise 3,30 oran belirlendi.

Galatasaray ve Fenerbahçe, 2 Kasım Cuma günü, Türk Telekom Stadyumu’nda saat 21:00’de karşı karşıya gelecek.

İDDAA’DAN DERBİ İÇİN İLK KEZ 1,65!

iddaa risk yönetimi, tüm Galatasaray – Fenerbahçe derbileri dikkate alındığı zaman Galatasaray’a ilk kez 1.65’lik galibiyet oranı açarak sarı-kırmızılıları ağır favori gösterdi.

DAHA ÖNCEKİ DERBİLERDE ORANLAR:

22.10.2017 1.70 Galatasaray

08.03.2017 1.70 Fenerbahçe

20.11.2016 1.60 Fenerbahçe

18.10.2014 1.85 Galatasaray

Galatasaray – Alanyaspor CANLI: 0-0

4’Galatasaray, Emre Akbaba ile sağ kanattan köşe vuruşu kullanıyor. Emre’nin ortasında Aytemiz Alanyaspor savunması ön direkte topu karşılıyor.

2’Aytemiz Alanyaspor, Lucas Villafanez ile sol kanattan serbest vuruş kullanıyor. Villafanez’in ortasında top üstten auta çıkıyor.

1’Hakem Halil Umut Meler’in düdüğüyle karşılaşma Aytemiz Alanyaspor’un vuruşuyla başlıyor.

Spor Toto Süper Lig 3. hafta karşılaşmasında Galatasaray sahasında Aytemiz Alanyaspor’u konuk ediyor.

Türk Telekom Stadı’ndaki mücadeleyi hakem Halil Umut Meler yönetiyor.

İLK 11’LER

GALATASARAY: Muslera, Mariano, Ahmet, Maicon, Nagatomo, Fernando, Belhanda, Emre, Onyekuru, Sinan Gümüş, Eren Derdiyok

AYTEMİZ ALANYASPOR: Haydar, Baiano, Barış, Tzavellas, Nsakala, Agusto, Maniatis, Djalma, Taha, Villafanez, Bobo

İstanbul’da yarın bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, yarın 21.45’te Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumunda oynanacak Galatasaray – Aytemiz Alanyaspor müsabakası nedeniyle bazı yolların saat 18.15’ten itibaren trafiğe kapatılacağı belirtildi.

Açıklamada, trafiğe kapatılacak yollar ve alternatif güzergahlara ilişkin şu bilgiler verildi:

“Güney yan yolda bulunan İspark otopark alanı dolana kadar TEM kuzey yan yoldan güney yan yola dönüş varyantı araç trafiğine açık olacak, İspark otoparkı dolduktan sonra dönüş varyantı araç trafiğine kapatılacak. Alternatif olarak araç sürücüleri TEM kuzey yan yol Okmeydanı dönüşleri – TEM güney yan yol bağlantı yolunu kullanacaklardır.”

TEM KUZEY YAN YOLUN ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATILACAK

Maç başladığında TEM kuzey yan yolun araç trafiğine kapatılacağı belirtilen açıklamada, “TEM kuzeye direkt ve TEM kuzeyden güneye bağlayan varyanta akım verilecek, TEM kuzey yan yol araç trafiğine kesildiği zaman TEM kuzeyden güneye bağlantı varyantı araç trafiğine açılacaktır.” ifadeleri kullanıldı. AA

KYK yurdunda ‘Osman Bak’ farkı!

AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir öğrencinin sosyal medya hesabından yaptığı davet üzerine Ankara’da KYK’ya bağlı bir erkek öğrenci yurdunda sahur yaptı. Aynı yurtta Spor Bakanı Osman Bak’ın da  geçtiğimiz günlerde öğrencilerle iftar yaptığı ortaya çıktı. Ancak Bak’ın iftarı ve Erdoğan’ın sahuru arasındaki ‘fark’ dikkatlerden kaçmadı.

FOTO:İHA

FOTO:İHA

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 21 Mayıs günü Ankara Hüseyin Gazi Erkek Öğrenci Yurdu’ndaki öğrencilerin iftar konuğu olmuştu.

FOTO: İHA - Spor Bakanı Bak 21 Mayıs'ta aynı yurtta iftar yapmıştı.

FOTO: İHA – Spor Bakanı Bak 21 Mayıs’ta aynı yurtta iftar yapmıştı.

Bakan Bak öğrenciler gibi; makarna, patlıcan kebabı, salata ve çorbadan oluşan KYK menüsünü tepside almış ve iftarını yapmıştı.

FOTO:DHA

FOTO:DHA

Erdoğan’ın aynı yurtta yaptığı sahurdaki ‘fark’ ise dikkatlerden kaçmadı.

FOTO:AA

FOTO:AA

Cumhurbaşkanı’nın da sofrada öğrenciler gibi KYK’nın muftak gereçlerini kullandığı gözlendi ancak menünün bir hayli zengin olduğu gözlendi.

FOTO:AA

FOTO:AA

Erdoğan’ın konuk olduğu sahurda menün “Kaşar ve beyaz peynir, zeytin, sosis, patates kızartması, pide, çorba, börek, sigara bövreği, poğaça, cacık, kavun, karpuz, domates, muz”dan oluştu.

FOTO:İHA/AA

FOTO:İHA/AA

Öte yandan Galatasaray formalı bir öğrencinin de hem 21 Mayıs’taki Bakan iftarında,  hem de Erdoğan’ın sahur ziyaretinde ön planda olması dikkatlerden kaçmadı.

Galatasaray da borç yapılandırmasına gidiyor

Dünya Gazetesi’nin haberine göre;  Galatasaray Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz Galatasaray ve bağlı ortaklıklarının borcunun 2 milyar 551 milyon lira alacaklarının ise 1 milyar 442 milyon lira olduğunu söyledi. 19 Mayıs cumartesi çoğunluk sağlanamadığı takdirde ise 26 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirilecek ve yeniden aday olduğunu olayan genel kurul öncesi üyelere açıklamada bulunan Cengiz, “Sağ olsunlar çok büyük iki bankamızın sendikasyon kredisiyle 4  bankaya olan borcu 2 bankaya indirip faizleri düşürerek yeniden yapılandıracağız. Sıkı mali politikalarla 24 ay içinde kulübü kesinlikle kara geçireceğiz bundan eminiz” diye konuştu.