Kutuptaki manyetik alan telefon ve navigasyonlarda güncellendi

Kuzey kutbundaki manyetik alanın “hızla yer değiştiren” merkezinin, akıllı telefon ve navigasyon sistemlerinde problemlere neden olmaması için güncellendiği açıklandı.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne bağlı Ulusal Çevresel Bilgi Merkezleri tarafından yapılan açıklamada, “Kuzey kutbundaki plansız değişikliklerden dolayı, bilim adamları 2015’ten bu yana manyetik alan değişimini daha doğru bir şekilde göstermek için yeni bir model yayınladı.” ifadelerine yer verildi.

Kanada arktik bölgesi üzerindeki manyetik alanın 1831 yılından beri yer değiştirdiği kaydedilen açıklamada, özellikle son dönemde her yıl Rusya’nın Sibirya bölgesine doğru 55 kilometre kaydığına işaret edildi.

İLGİLİ HABERMusk'ın roketleri Mars için hazırlanıyor!Musk'ın roketleri Mars için hazırlanıyor!

CNN International’da yer alan habere göre ise “Dünya Manyetik Modeli”nin her 5 yılda normal olarak güncellendiğini belirten bilim adamları ancak son yıllardaki hızlı kaymadan dolayı askeri uygulamalar, ticari uçuşlar, arama ve kurtarma çalışmaları ve diğer benzeri operasyonların güvenliği için manyetik alanı yeniden güncellemek zorunda kaldıklarını kaydetti.

İngiliz Jeoloji Araştırmaları’nda görevli jeofizikçi Ciaran Beggan, dünyanın demir ve nikelden oluşan sıvı dış çekirdeğinin akarken oluşturduğu elektronik akımın manyetik alanı meydana getirdiğini vurgulayarak, uydu verileri sayesinde Kuzey kutbu manyetik alanındaki büyük değişikliği fark ettiklerini aktardı.

Beggan, manyetik alan değişiminde endişelenecek bir durum olmadığını belirterek, “Tarihsel olarak alışılmadık bir davranış ama jeolojik olarak değil. Manyetik alan, kısmen doğal davranışından dolayı sürekli değişiyor” diye konuştu. AA

._sms-container { width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container p { font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container:before { display: inline-block; vertical-align: middle; content: “29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Mars’tan 15. yıla özel fotoğraf!

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Mars Express uzay aracının gönderdiği son fotoğraflar, Kızıl Gezegen’deki Korolev kraterinin büyük miktarda donmuş su içerdiğini gösteriyor.  Mars Express, 15 yıldır yörüngesinde döndüğü Mars’tan elde ettiği görseller ve bilimsel verileri Dünya’ya gönderiyor.

Araç, 25 Haziran 2003’te Baykonur Üssü’nde fırlatılmış, 25 Aralık 2003’te de Mars’a ulaşmıştı. Bilim insanları, bu uzay aracının, Mars’ın temel bilmecesi olan su rezervlerinin nasıl kaybolduğunu araştırmada başlıca rollerden birini oynuyor.

Gezegende sadece kutuplardaki buz şapkaları ve yer altı buz kaynakları şeklinde çok az miktarda su tespit edildi.

En büyük su rezervi, çapı 82 kilometreye varan Korolev kraterinde görülebiliyor. Kraterin yaklaşık 4 milyar yıl önce oluştuğu tahmin ediliyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

21 Aralık’ta neden en uzun gece yaşanır? 21 Aralık en uzun gece ne kadar sürecek?

21 Aralık yani Kuzey Yarım Küre’de en uzun gece bugün yaşanacak. 21 Aralık tarihi Güney yarımkürede yazın; Kuzey yarımkürede kışın başlangıcı olarak nitelendirilir. 21 Aralaık’tan sonra Kuzey yarımkürede gündüzler uzamaya başladığı gibi Güney yarımkürede de kısalmaya başlar. Bugün Türkiye’de en uzun gece Sinop ilinde yaşanacak. Peki, neden en uzun gece yaşanır? En uzun gece ne kadar uzun?

EN UZUN GECE NASIL OLUR?

21 Aralık tarihi ile beraber Dünya’nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır. 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece – gündüz eşitliği) tarihleri 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine de solstis (gündönümü) tarihleri denir.

Kuzey Yarım Küre Güneş ışınları Yengeç Dönencesi’ne 43°06′ lık açı ile gelir. Kış mevsiminin başlangıcıdır. En uzun gece en kısa gündüz yaşanır.Yengeç Dönencesi’nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar gündüz süresi kısalır. Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar geceler gündüzlerden uzundur. Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi’ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi’nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar. Yengeç Dönencesi’nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar. Güney Yarım Küre Güneş ışınları Oğlak Dönencesi’ne 90° lik açı ile gelir. Yaz mevsiminin başlangıcıdır. En uzun gündüz en kısa gece yaşanır. Oğlak Dönencesi’nden güneye gidildikçe gündüz süresi uzar gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar. Ancak 21 Mart tarihine kadar gündüzler gecelerden uzundur. Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi’ne teğet geçer. Oğlak Dönencesi’nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır.

İLGİLİ HABEREn uzun gecelerde müzik keyfiEn uzun gecelerde müzik keyfi

EN UZUN GECE KAÇ SAAT?

21 Aralık günü yılın en kısa günü ve bu gece ise yılın en uzun gecesi yaşanacak. Bilimsel olarak da kış mevsiminin başlangıcı olarak kabul edilen 21 Aralık tarihinde, yılın en kısa günü ve en uzun gecesi yaşanıyor. En uzun gece tam 15 saat 6 dakika sürecek.

Gündüz süresinin uzunluğu güneye gidildikçe artar. Bu nedenle 21 Aralık’ta ülkemizde en uzun gündüz Hatay’da yaşanır.En uzun gece ise Sinop’ta yaşanıyor.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Çocukları bekleyen tehlike: Miyopi

“Miyopi (miyop), gözün belirli bir uzaklığın ötesindeki cisimleri odaklayamaması durumudur.” diyen Göz Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Opr. Dr. Şehvar Nefesoğlu, miyopilerde göz küresinin normalden daha uzun olduğunu belirtti.” Kornea veya merceğin de kırma gücünün normalden fazla olması miyopiyi başlatır. Bu sebeple görüntü, retinanın yüzeyinde değil önünde oluşur. Miyopi diyabet, marfan, keratokonus, katarakt gibi genel göz rahatsızlıklarıyla veya onların sonucu olarak da ortaya çıkabilir.” şeklinde konuşan Nefesoğlu şu bilgileri verdi:

DÜNYAYI TEHDİT EDİYOR!

Özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan bir görme problemi olan miyopi, vücuda paralel olarak, gözün ön arka çapının büyümesiyle gelişir. Gözün numarası büyüdüğü için göz, lens veya gözlük gibi bir takviyeye ihtiyaç duyar. Dünya genelinde ortalama %25-30 arası kişide bulunan bu problem, yaş ayrımına göre 40’lara kadar çıkıyor. Asya’da, Güney Kore’de, Çin’de ise bu rakam, yüzde 90-95’leri buluyor. Önümüzdeki 5 sene içerisinde 7 milyarlık dünya nüfusunun en az 2 milyarının miyopi olacağı öngörülüyor.

cocuklarda-miyopi-shutter

AŞIRI BİLGİSAYAR KULLANIMINDAKİ TEHLİKE

Uzun süreli bilgisayar kullanımı miyopinin artışını hızlandırıyor. Yapılan araştırmalar, aşırı bilgisayar kullanımının, miyopinin ortaya çıkmasında kesin olarak bir etkisi olmadığını; fakat artışını hızlandırdığını gösteriyor. Bu nedenle çocukların bilgisayar başında geçirdiği vakit, belli bir program dahilinde gözlem altında tutulmalıdır. Bilgisayar başındaki çocukların, 20 dakikada bir olmak üzere 5 metre ve ilerisine en az 10 saniye bakması gerekmektedir. Yapılacak bu basit göz egzersizleri ile göz kaslarını dinlendirerek rahatlaması sağlanmalıdır.

MİYOPİ, KÖRLÜÜĞÜN ÖNDE GELEN NEDENLERİNDEN

Körlüğün önde gelen nedenlerinden olan ve çoğunlukla genetik olarak ortaya çıkan miyopi; diyabet, marfan, keratokonus, katarakt gibi genel göz rahatsızlıklarıyla veya onların sonucu olarak da ortaya çıkabilir. En çok görülen belirtileri arasında; uzağı görmede zorluk, gözleri kısarak bakmak, odaklanmaya çalışırken oluşan göz yorgunluğu ve baş ağrısı sayılıyor.

DİKKAT! ÇOCUĞUNUZ TAHTAYI GÖREMİYORSA…

Kalıtımsal bir rahatsızlık olan miyopi, doğumdan itibaren görülebildiği gibi erişkinlik çağlarında da oluşabilir. Bu nedenle ailenin miyop geçmişi, tanı ve tedavide oldukça etkilidir. Okul miyopisi olarak adlandırılan sorun ise 8 ile 12 yaşları arasında belirti verir. Az ışıkta uzun süre okuma, aşırı dijital ekran kullanımına maruz kalma ve yetersiz beslenme miyopiyi başlatan ya da arttıran risk faktörleridir. Çocuklar çoğu zaman bozuk gördüklerinin farkına varamaz. Yalnızca tahtayı görememe sorunu yaşadıklarını fark ederler. Bu durum, okul miyopisi olarak adlandırılır. Çocuk bu sorunu ailesine yansıttığında, hastalık ilerlemeden bir göz hastalıkları uzmanına danışılmalıdır. Çünkü ergenlik yıllarında vücut hızla geliştiği için miyop hastalığı daha kötüye gidebilir.

cocuklarda-miyopi-shutter-1

ÇOCUKLARDA MİYOPİ ARTIŞ HIZINI AZALTMAK MÜMKÜN

Son yıllarda miyopi sorununun hızla artması, yeni çalışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle çocuklarda miyopi artışını artık özel gözlükler ve lenslerle durdurmak mümkün olabiliyor. Progresif olarak adlandırılan bu gözlük ve lensler sayesinde çocukluk dönemindeki göz yorgunlukları ve miyopinin artış hızı, ileriki dönemlerde ise retina yırtığı riski de azaltılabiliyor. Çocuk uzağı görmeye çalışırken, diğer yandan yakın görüş sırasında gözleri uzak-yakın arasında uyum yakalamaya çalışıyor. Fakat çocuklara özel olarak dizayn edilen yeni gözlük ve lensler, uyum yakalama sorununu ortadan kaldırıyor. Bunun yanı sıra miyoptan kalıcı olarak lazer tedavisiyle kurtulmak mümkün olabiliyor. Lazer operasyonuna uygun olmayan hastalar için ise son olarak göz içi akıllı lensler uygulanabiliyor. Fakat bu tedavi yöntemleri için çocuğun 18 yaşına gelmesi bekleniyor.

BU GÖZLÜKLERİ KİMLER KULLANABİLİR?

Miyop dereceleri; -4.00 ve daha az seviyede ise düşük miyop, -4.25 D ile -8.00 D arasında ise orta miyop, -8.00 ve yukarısı ise yüksek miyop olarak tanımlanır. Orta miyop, genellikle renk dağılımı sorunu veya glokom ihtimali barındırırken, yüksek miyop daha çok eriyen ya da kayan objeler ve gölge benzeri cisimler olarak kendini gösterir. Çocuklar, miyop için özel üretilen progresif gözlük kullanımına 8 ile 13 yaş aralığında başlayabilir. Ancak bu gözlükleri kullanabilecek çocukların miyopi başlangıç derecesi, -1.00 D ile -5.50 D arasında olmalıdır. Miyopi ilerleme derecesi yılda en az -05.50 D’den fazla olmamalı, numara farkı ise -01.50 D’den az olmalıdır. Gözlüğü kullanacak çocukların bir görme eksikliğinin, görme tembelliğinin, şaşılık ya da daha önce geçirdiği bir göz hastalığının olmaması da önem taşır. Bu çocukların ayrıca daha önce normal veya bifokal kontakt lens hikâyesi de bulunmamalıdır.

İhracat yasaklarındaki uygulama eksiklikleri popcorn ihracatını da durdurdu

Dünya Gazetesi’nden Burçak Görel’in haberine göre; Yurtiçinde fiyatları dengelemek için Ticaret Bakanlığı’nca yemlik mısır ihracatının durdurulması sonucu uluslararası gözetim firmalarının denetimine tabi tutulan popcorn ihracatı, yüksek ihracat maliyetleri sebebiyle durdu. İhracat yasaklarının doğru uygulanmadığını belirten sektör temsilcileri, popcorn ihracatındaki engellerin kaldırılmasının ve denetimin devlet tarafından yürütülmesini talep etti.

Akdeniz Hububat Bakliyat İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan Türkiye’de son dönemde uygulanan ihracat yasaklarıyla ilgili önemli uygulama eksiklikleri olduğuna dikkat çekerek, “Popcorn ihracatı, yemlik mısır ihracatındaki yasaktan dolayı engellenmeye çalışılıyor. Ancak burada bir yanlış anlama var. Yanlış anlaşılma dolayısıyla popcorn yemlik mısır gibi algılanıyor, izne tabi tutuluyor, ekstradan gözetim belgesi isteniyor, TMO’dan izin aldırılıyor. Popcorn ihracatında ihracatçının önüne çıkan bürokratik engeller ve denetlemedeki yüksek maliyetler popcorn ihracatını imkansız hale getiriyor”dedi.

YEMLİK MISIR VE POPCORN İHRACAT NOKTASINDA AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLMELİ 

Türkiye’nin popcorn ithalatı yapan bir ülkeyken mevcut durumda popcorn ihracatı yapmaya başlayarak hububat bakliyat sektöründe önemli bir ihracat kalemi yarattığının altını çizen Arslan, popcorn ihracatı denetlemeleri esnasında Uluslararası gözetim firmalarının uyguladığı yüksek ihracat maliyetlerinin ihracatı durma noktasına getirdiğini söyledi. Hüseyin Arslan, yemlik mısırın ve popcornun ihracat noktasında ayrı değerlendirilmesi gerekliğini vurgulayarak, “Yemlik mısır ve popcorn farklı ihracat ürünleridir. Örneğin popcorn on binlerce ton ihraç edilmez, konteynerlerle ihracatı yapılır. Yemlik mısır ise konteyner ile ihraç edilmez. En azından konteyner bazında yapılan ihracata istisnai bir rahatlık getirilmeli” önerisinde bulundu.

EKONOMİ BAKANLIĞI’NA BAŞVURDUK

AKIB olarak popcorn ihracatı üzerindeki engelin kaldırılması ve uygulanan denetimin Uluslararası gözetim firmalarından alınarak devlet kontrolüyle gerçekleştirilmesini talep ettiklerini ve bu konuda Ekonomi Bakanlığı’na başvurduklarını dile getiren Arslan, “Önerimiz denetimin devlet tarafından kontrol edildiği bir düzenlemenin yapılması. Bu şekilde en azından ihracat maliyeti daha az olacak ve ihracatın önü kesilmemiş olacak. Düzenlemenin yapılması ihracatçının elini rahatlatacak. Piyasalarda süreklilik önemlidir. Elimizdeki pazarı kaybettigimiz zaman tekrar onu kazanmak çok kolay olmuyor. Bu kararlar geçici dahi olsa daha az maliyetli olacak şekilde düzenlenmeli” ifadelerini kullandı.

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’ndan açıklama

Yargıtay’ımız içtihatlarında da ifade edildiği gibi eleştiri ve ifade özgürlüğü aslen toplumsal ilerleme ve bireyin gelişimine hizmet eden kavramlardır. Bireyler veya kurumlar kendi davranış ve uygulamalarını, bu davranış ve uygulamalara yapılan eleştirileri dikkate alarak geliştirip, daha ileri seviyeye taşıyabilirler ki bu da toplumsal ilerleme için gerekli en önemli unsurlardan biridir. Eleştirinin en önemli unsuru ise bunun özgürce ifade edilebilmesidir. Elbette bu özgürlük sınırsız değildir.

Sn. A. Vural Ak tarafından kullanılan ifadeler ise eleştiri niteliğinde değil doğrudan hakaret ve iftira niteliğinde olup hizmet ettiği tek amaç sporun gelişimi ve tabana yayılımı için çalışmak üzere kurulmuş T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’mıza bağlı bir kamu kurumu olan Federasyonumuzu itibarsızlaştırmak ve kurum olarak Kamuoyu nezdindeki saygınlığını yok etmektedir. Sn. A. Vural Ak en son 20.11.2018 tarihli röportajında Federasyonumuzun, takımların Intercity-İPSK tarafından düzenlenen Vfest’e katılımlarını engellemek üzere tehdit ettiği iddiasında bulunmuştur. Sporu geliştirmek üzere faaliyet gösteren bir kamu kurumunun takımları tehdit etmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı açıktır. Hiçbir maddi olguya dayanmaksızın ortaya atılan bu iddiaların tarafımızca kabulü mümkün değildir. Sn. A. Vural Ak tarafından Federasyonumuzun kurumsal kimliğe ve yönetimine sistematik şekilde yönetilen bu hakaret ve iftira etmek yerine Federasyon yönetimi olarak, Sn. A. Vural Ak’tan beklentimiz nitelikli eleştiriler getirerek Türkiye’de otomobil sporlarının gelişimine katkı sunmasıdır.

Son olarak açıklık getirmek istediğimiz husus, Dünya Rallikros Şampiyonasına ilişkin açıklamalarıdır. Kendisi tarafından en son 20.11.2018 tarihinde yapılan röportajda “Otomobil sporlarının önündeki en büyük engel, Türkiye Otomobil Federasyonu (TOSFED)! Maalesef yapmaya çalıştığımız her şeyi engellemeye çalışıyorlar. Eğer onların engelini aşabilirsek, 2 sene burada organize ettiğimiz Dünya Ralli Kros Şampiyonasını tekrar getirmek istiyoruz. Benzeri büyük yarışmaları da getirmek istiyoruz ama maalesef Federasyon olarak, sporun önünde bize destek olmaları gerekirken bu gövde, en büyük engel olarak önümüzde” şeklinde belirtmiştir. Federasyon olarak, Sn. A. Vural Ak’ın Dünya Rallikros Şampiyonasını Türkiye’ye getirmek istediklerine ilişkin haberi ilk kez bu röportaj vasıtası ile öğrenmiş bulunmaktayız.  Zira tarafımıza bu konuyla ilgili yapılmış herhangi bir başvuru söz konusu olmadığı gibi bu hususta yazılı veya sözlü görüşmeler yürütüldüğüne dair tarafımıza yapılmış bir bilgilendirme söz konusu değildir. Dünya Rallikros Şampiyonası taslak takvimi, Dünya Motor Sporları Konseyi tarafından henüz onaylanmamış olmakla beraber Türkiye bu takvimde yer almamaktadır. Söz konusu Şampiyonanın Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) nezdindeki muhatabı, ülkemizde otomobil sporları ile ilgili tek otorite olan Federasyonumuzdur. Bu sebeple, yapılan açıklamaların bilgimiz dışında olduğunu bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla

TOSFED Yönetim Kurulu

İLGİLİ HABERİş konuşuyoruz 21. bölüm: Intercity Rent a Car kurucusu Vural Akİş konuşuyoruz 21. bölüm: Intercity Rent a Car kurucusu Vural Ak0001 0002 0003 ._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Ünlü havacılık firmasından skandal hata! Pilotları bilgilendirmemişler

Endonezyalı Lion Air’e ait yeni Boeing 737 Max uçağının geçen hafta düşmesi sonrası yapılan soruşturma, Boeing firmasının uçaklarındaki riskleri bildirme konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini ortaya koydu.

Wall Street Journal’in (WSJ) ABD Federal Sivil Havacılık İdaresi’nden kaynaklara ve Lion Air soruşturmasına katılan uzmanlara dayandırdığı haberine göre Boeing, 737 MAX 8 ve MAX 9 serisi uçaklardaki yeni uçuş kontrol sistemlerinde bulunan potansiyel riskler hakkında havayolu şirketlerini zamanında uyarmadı.

İLGİLİ HABERHavacılık sektöründen enflasyonla mücadeleye destekHavacılık sektöründen enflasyonla mücadeleye destek

UÇAKLAR ANİ MANEVRALAR YAPABİLİYOR

Uçaklar, dış koşullara bağlı olarak burunlarının aşağı yönde hareket etmesi ve pilotların kontrolü sağlayamaması nedeniyle pike yapabiliyorlar. 737 MAX 8 ve MAX 9 serisi uçaklarda aniden pike yapmayı önleyen bir sistem bulunuyor.

Ancak gazeteye konuşan pilotlar, Boeing’in kendilerin bu sistem hakkında bilgilendirmediğini belirtti. ABD Federal Sivil Havacılık İdaresi’nden bir yetkili, Boeing’in havacılık kuruluşlarıyla ve pazar temsilcileriyle yapılan görüşmelerde bu sistemin anlatıldığını vurguladı.

Lion Air soruşturmasına katılan uzmanlar da, sistemle ilgili bilgilere uçakların kullanım kılavuzlarında yer verilmediğinin altını çizdi.

29 Ekim’de Endonezyalı Lion Air havayolu şirketine ait bir yolcu uçağı, Cakarta — Pangkal Pinang seferi için havalandıktan kısa bir süre sonra 189 kişilik yolcu ve mürettebatıyla denize düşmüştü.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

Organ nakli feryadı duyulmayan Gizem yaşamını yitirdi

Daha önce iki kez ince bağırsak nakli olan ve üçüncü kez nakil olması gereken 20 yaşındaki Gizem Kılıç, sosyal medyada paylaştığı videoyla yaşamak istediğini haykırmıştı. Umutla organ nakli olmayı bekleyen Kılıç’tan acı haber geldi. Gizem’in kısa bir süre önce kendisi gibi organ naklini beklerken hayatını kaybeden arkadaşı için de duygu dolu bir paylaşım yaptığı ortaya çıktı.

izmir-kilis-sha

İzmirli 20 yaşındaki Gizem Kılıç’ın 12 yaşında geçirdiği trafik kazasında ince bağırsakları zarar gördü ve 2010 yılında kök hücreyle birlikte ince bağırsak nakli oldu. Kılıç, 2014 yılında ikinci kez yapılan ince bağırsak nakliyle yeniden hayata tutundu. Bir süre sonra ikinci kez nakledilen organın görevini yapmaması üzerinde Gizem Kılıç’a üçüncü kez ince bağırsak nakli olması gerektiği söylendi. 14 ay İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yatan Kılıç, sosyal medyadan yayınladığı video ile yaşamak istediğini haykırmıştı. Hastane odasında açıktan üniversite eğitimine de devam eden Gizem Kılıç çektiği videoda, “Yılmıyorum, yaşamak için direniyorum. Hatta yattığım yerde eğitimime devam etmek için açık öğretimden okumaya devam ediyorum. Ama her geçen gün şansım azalıyor. Her geçen gün benim aleyhime işliyor” demişti. Videosu sosyal paylaşım sitelerinde paylaşım yağmuruna tutulurken, Gizem’den bugün acı haber geldi. Arkadaşları, Gizem’in öldüğünü duyurdu. Gizem’in hayata tutunması için üçüncü kez ince bağırsak nakli olması gerekiyordu. Öte yandan, Gizem Kılıç’ın, kendisi gibi organ nakli beklerken hayatını kaybeden bir arkadaşı için 2 Kasım tarihinde, “Birimiz daha gitti. Konuştuğum, şakalaştığım, ‘iyileşince’ diye başlayan cümleler kurduğum birini daha kaybettim. Mekanın cennet olsun güzel insan” yazdığı ortaya çıktı.

“HER GEÇEN GÜN ALEYHİME İŞLİYOR”

gizem-kilic-iha-1

Yaklaşık 9 senedir organ nakli hastası olduğunu belirten Gizem Kılıç, videoda şöyle konuşmuştu:
“Daha önce iki kez ince bağırsak nakli oldum. Geçen sene eylül ayından bu yana İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde organ nakli bölümünde tedavi görüyorum. Bundan kısa bir süre önce doktorlarım, üçüncü kez ince bağırsak nakli olmam gerektiğini ve daha önce nakledilen organın artık işe yaramadığını söyledi. Türkiye’de iki kez ince bağırsak nakli olup hayatta kalan tek insan ben iken, dünya üzerinde üçüncü kez ince bağırsak nakli olmuş bizim bildiğimiz kadarıyla kimse yok. Yani bu nakil aslında çok riskli ve daha önce eşi benzeri yaşanmamış bir olay. Ben tüm bunlara rağmen, fiziksel ve ruhsal acılara rağmen hiçbir zaman pes etmedim. Yılmıyorum, yaşamak için direniyorum. Hatta yattığım yerde eğitimime devam etmek için açık öğretimden okumaya devam ediyorum. Ama her geçen gün şansım azalıyor. Her geçen gün benim aleyhime işliyor. Türkiye’de ince bağırsak nakli yapan tek merkez hastanesinde yatmama rağmen, bir günde onlarca beyin ölümü gerçekleşmesine rağmen, ince bağırsak bağışlanmıyor. İnce bağırsak kadavrası bulamıyoruz. Yani bireyin karaciğer ve böbrek gibi organları bağışlanıyor, gerekli olan hastalara ulaştırılıyor, tedavisi yapılıyor ama ince bağırsak bağışlanmıyor. Bunun sebebi nedir? İnce bağırsak naklinin ülkemizde yapıldığının bilinmemesi mi, yoksa gerçekten ince bağırsağın bağışlanmaması mı, ya da organ nakli koordinatörlerinin işlerini gereğince yapmaması mı? Bunun bir an önce çözüme kavuşturulmasını istiyorum. Ben ve benim gibi onlarcası hayata tutunmak için hastane odasında beklerken, böyle prosedürle ilgili sebepler ya da insanların üstüne düşen görevi yapmamasından kaynaklı sebeplerden dolayı bizim canımıza kast ediliyor. Türk toplumunu ben ve benim gibilere umut olmak, hayat olmak için organ bağışına davet ediyorum. Ben yaşama hakkımı istiyorum. Lütfen sesimize ses verin. Bize destek olun. Organlarınızı bağışlayın ve bizim hayata tutunmamıza yardımcı olun.”

İHA

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

SP lideri Karamollaoğlu’ndan başkanlık eleştirisi

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, olağan haftalık basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Partisinin Balgat’taki genel merkezinde kameraların karşısına geçen Karamollaoğlu, konuşmasına önceki gün Meclis Sağlık Komisyonu’nda, görüşülen 5’inci maddenin kabulünü sert bir dille eleştirdi. TBMM’de sağlık komisyonunda üzücü bir hadisenin yaşandığını hatırlatan Karamollaoğlu, “Kabul edilen madde ile KHK ile görevden uzaklaştırılan sağlık çalışanlarının özel kurumlarda dahi iş bulmasına izin verilmeyecek. Hukuksuzluğu bu  denli ağırlaştıran dünyada başka bir ülke yok. Hukuk devletin temelidir. Adaleti tesis etmek hükümetin bir numaralı görevidir. Bir kişinin aldığı karar hukukun üstünde olamaz. Kararnameler hukuk çerçevesinde yürürlüğe girebilir ancak. Ya o milletvekillerine ne demeli? Hiç itiraz etmeden kabul ediyorlar.   Bu kadar milletvekili aklını nereye koydu ya?  Bu mantık değişmeden Türkiye’de hiçbir iş yapılamaz” dedi. Karamollaoğlu, öte yandan Meksika’da düzenlenen 2018 Ampute Futbol Kupası’nda 2’inci olan Ampute Futbol Milli Takımı’nı da tebrik ederken, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde kalp krizi geçirerek, hayatını kaybeden Koray Şener’e de Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diledi.

İLGİLİ HABERSP lideri Karamollaoğlu: Yalakalarla bu ülke ayağa kalkmazSP lideri Karamollaoğlu: Yalakalarla bu ülke ayağa kalkmaz

“GİDİŞATTAN ŞİKAYET EDİYORLARDI REKORU ONLAR KIRDI”

Türkiye’nin içinde bulunduğu krizin her geçen gün derinleştiğine dikkat çeken Karamollaoğlu, “Kriz sözcüğünü hala lügatlardan çıkaramadıkları için kullanabiliyoruz hala! Uzun zamandır yaklaşan tehlikeli durum hakkında açıklamalar yapıyoruz. Ekonominin adeta damarı olan büyük firmalarımız bir bir konkordato ilan ediyor. Aynı anda birden fazla şirket konkordato ilan ediyorsa demek ki bazı şeyler yolunda gitmiyor. Konkordatonun açıklaması iflas ertelemedir başka bir anlamı yok.  Son olarak ise açıklanan Ekim ayı enflasyon rakamları durumun vahametini bir kere daha ortaya koydu. Ekim ayı enflasyon rakamı yüzde 25.24 son 5 aya bakacak olursak; Haziran: yüzde 15.39, Temmuz: yüzde 15.85, Ağustos: yüzde 17.90, Eylül: yüzde 24.52, Ekim: yüzde 25.24. Görüldüğü üzere Enflasyon; 2003’ten bu yana ilk kez yüzde 25’i aştı. O zaman gidişattan şikayet ediyorlardı bugün ise o günkü rekorları kırıyor bu arkadaşlar. Bu rakamlar bile ekonominin dengesinin bozulduğu göstermeye yetiyor” dedi.

“BAŞKANLIK ÜLKEYE İSTİKRAR GETİRDİ!”

Başkanlık sistemine geçişin en sihirli kelimesinin ‘ülkeye istikrar gelecek’ olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Gerçekten de ülkeye istikrar geldi.  Başkanlık sistemine geçildiği günden beri: Enflasyon istikrarlı bir şekilde artıyor: Her ay bir başka rekor kırıyor. Vergiler, zamlar istikrarlı bir şekilde artıyor. İşsizlik istikrarlı bir şekilde artıyor. Faiz ödemeleri katlanarak istikrarlı bir şekilde artıyor. Çiftçi esnaf istikrarlı bir şekilde batıyor.  İşçi memur istikrarlı bir şekilde yoksulluk sınırının altına iniyor.  Bunların hepsi de istikrarlı bir şekilde oluyor. İstikrar sadece olumlu olmaz böyle olumsuz manada kullanabiliyor demek ki! Bu istikrar Türkiye’yi uçuruma götürür.”

“FABRİKA İLE CEZAEVİNİ KARIŞTIRAN ZİHNİYETLE BİR YERE VARAMAYIZ”

Ak Parti Yozgat Milletvekilinin trajikomik açıklamasını da hatırlatan Karamollaoğlu, “Sayın Vekil diyor ki; ‘Yakın zamanda açılışını yapacağımız Yozgat Cezaevinin inşaat alanında incelemelerde bulunduk. 4 bin kişinin yatacağı, 2.700 personelin istihdam edileceği bacasız fabrika gibi çalışacak cezaevinin hayırlı olmasını diliyorum.’ Allah akıl fikir versin. Cezaevini inşaatını bir yatırım olarak gören bir devlet adamı dünyanın başka hiçbir yerinde yoktur.  Bacasız fabrika dedikleri; T Tipi kapalı ve açık cezaevi! Bir cezaevini nasıl övünç meselesi yapabilir?  Ama sayın milletvekili Yozgat’ta satılan şeker fabrikasını ya unutuyor ya da işine gelmiyor.  Aynı Yozgat’ta, binlerce insanı ilgilendiren şeker fabrikası, nisan ayındaki özelleştirmede satılmıştı. Yozgat şeker fabrikasını 275 milyon liraya sattılar. Şimdi 110 milyon liraya Yozgat Cezaevi’ni yaptırıyorlar.  Sadece Yozgat mı? Kırşehir şeker fabrikasını 330 milyon liraya satan Hükümet,  aynı Kırşehir’e KDV’si içinde 338 milyona cezaevi yaptırıyor.  Bu mantık Türkiye’yi yönetemez. Fabrika ile cezaevini karıştıran bir zihniyetle hiçbir yere gidemeyiz. Biz iktidardaki arkadaşları da anlıyoruz 16 yıl boyunca gerçek fabrika görmedikleri için, cezaevlerini fabrika zannediyorlar. Sadece 2017 yılında sözleşmesi imzalanan cezaevi inşaatı sayısı tam 44! Baya bir istihdam sağlayacak bunların anlayışına göre.  Türkiye bugün İcra Dairesini tören düzenleyerek, kurdele keserek açan bir hükümetle yönetiliyor.  Çok açık ve net bizim üretim anlayışımızla bu iktidarın üretim anlayışı, bizim yatırım anlayışımızla bu iktidarın yatırım anlayışı arasında dağlar kadar fark var. Hiçbir yerde örtüşmüyor. Biz fabrika, inavasyon, ar-ge, yapay zeka diyoruz onlar hapishane diyor! Türkiye’nin bu zihniyet ile düze çıkması ne yazık ki mümkün değildir” diye konuştu.

“ÖĞRENCİ Mİ BEDAVACILIK YAPIYOR, İHALE KOVALAYAN YANDAŞLAR MI?”

Öğrenci bursları ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Öğrencilerin burs konusunda ısrarcı olmamalarını kredi almalarını bedavacılığa alışmamalarını’ konuşmasını hatırlatan Karamollaoğlu, “Şimdi sormak istiyorum Türkiye’de gelecek ayın hesabını yapan öğrenci mi bedavacılığa alışıyor yoksa, devletten ihale kovalayan yandaşlar mı? Devletten iş kovalayan partililer mi? Bankomat memurluğu yapanlar mı? Hiç işine gitmediği kadrolardan maaş alanlar mı? Bugün Türkiye’de 279 bin gencimiz öğrenim kredilerini ödeyemediği için icralık durumda. Devlet bu gençlere bedavacılığa alışmayın deme hakkına sahip değil. Eğitim ve öğretim hakkını tesis etmekle sorumludur” diyerek tepki gösterdi.

“ÇARE SAADET PARTİSİ VE POLİTİKALARIDIR”

ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları da değerlendiren Karamollaoğlu, bu yaptırımın hukuksuz olduğunu söyleyerek, “ABD kendisini dünyanın jandarması olarak görmekten biran önce vazgeçmelidir.  Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerinin tamamı bu kararın karşısında olduklarını en güçlü şekilde ortaya koymalıdır.  Bu yaşanan gelişmeler karşısında 3 Kasım’da Antalya’da düzenlenen D-8 toplantısını önemli görüyoruz. Umarız D-8 daha aktif bir hale getirilir. D-8’in bugün fonksiyonel hale gelmesi bir zaruret halini almıştır. Bugün içinde bulunduğumuz tablo her ne kadar iç açıcı olmasa da, Biz Gelecekten ümitvarız. Yaşanan bütün gelişmelere rağmen gür bir seda ile diyoruz ki çare var! Çare Saadet Partisi ve onun politikalarıdır” dedi.
Erdoğan’ın, “Hâlâ ülkemizde et fiyatlarının yüksek seyretmesinin genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum” konuşmasının hatırlatılması üzerine ise Karamollaoğlu, “Helal olsun.  Çok başarılılar söz üretmede biliyorsunuz. Eti kiloyla değil de 100 gram, 200 gram almak zorunda kalan insanlara bi sorun. Refah seviyeniz yükseldiği için mi gramla et alıyorlar?” şeklinde cevap verdi.

“GERÇEKTEN HORTUMLAMIŞLAR!”

Sayıştay Başkan Yardımcısı Fikret Çöker’in görevden alınma ve istifa iddialarına ilişkin ise Karamollaoğlu şunları kaydetti; “Tabi ya istifa edecek, ya ettirilecek ya da görevden alınacak. Bu tabii bir sonuç! Rapor’a bir göz gezdirirsek raporda yok yok. 100 km’de 63 litre yakıt yakan kurum araçları, yasalara aykırı görevlendirmeler. Bir belediyenin Tayland’a teknik gezi düzenlemesi. Merak ediyoruz Tayland’a hangi teknolojiyi araştırmaya gittiler. 1 metre hortuma 78 lira ödenmesi. Eskiden yolsuzluklar için hortumlama tabiri kullanılırdı şimdi gerçekten hortumlamışlar. 33 kuruşluk oyuncak topa 60 lira ödenmesi. Tabi bunlar ortaya çıkınca yer yerinden oynadı.”

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.

TİP Genel Başkanı Behice Boran’ın hatıraları çöpten çıktı

38 yaşındaki Eskişehirli antikacı Sadık İrk, Türkiye İşçi Partisi’nin Behice Boran’a ait fotoğraflar, Boran’ın ailesine ve TİP merkez komite üyelerine yazmış olduğu mektuplar eskici pazarında bularak satın aldı.

behice-boran-222-foto-sozcuFOTOĞRAFLAR VE MEKTUPLAR ÇÖPTEN ÇIKTI

Antikacı Sadık İrk’ın Yalova eskici pazarından aldığı Behice Boran’ın arşivinde yüzlerce mektup ve fotoğraf yer alıyor. Boran’ın, arşivini eskici pazarında görünce çok şaşırdığını belirten İrk, “Yalova eskici pazarında gezerken Behice Boran’ın mektuplarını ve fotoğraflarını gördüm. Satan kişiye nereden bulduğunu sorduğumda geri dönüşümden aldıklarını söylediler. Mektup ve fotoğrafların Behice Boran’a ait olduğunu biliyorlardı ancak siyasetçi ve TİP Genel Başkanı olduğunu bilmiyorlardı.
behice-boran-111-foto-sozcu-6

MEKTUPLARDA ‘GÖRÜLMÜŞTÜR’ İMZASI VAR

Mektupların bir kısmı evlenmeden önceki soyadı ‘Sadık’ olarak imzalı olduğunu belirten İrk, satın aldığı arşiv şu bilgileri verdi: “Aldıklarımın içinde çok sayıda fotoğraf, annesine ve eşine yazdığı mektuplar, TİP merkez komite üyelerine yazdığı mektuplar ve cezaevi günlükleri yer alıyor. 1950 yılında cezaevinden annesine ve eşine yazdığı mektuplar bulunuyor. Mektupların hemen hemen tamamında ‘Görülmüştür’ (cezaevinde incelendiğine dair) yazısı ve imzası bulunmaktadır. Cezaevinde tuttuğu günlükler de var. Günlüklerden ilkini Türkçe yazmış, diğerini cezaevinde okumamaları için olabilir Osmanlıca yazmış. Mektup yazışmalarının da bir kısmı Osmanlıca yazılmış. Mektupların içinde 1940 yılında Amerika’ya yazılmış Osmanlıca mektup da bulunuyor”
behice-boran-111-foto-sozcu-3

KİTAP HALİNE GETİRİLSİN

Fotoğraf ve mektupları bir kitapta değerlendirilmesi gerektiğini belirten antikacı İrk, “Benim fotoğraf ve mektuplardan maddi bir beklentim yok. Çöpe gitmesinden kurtardım. Ancak kitap haline getirilerek değerlendirilmesini istiyorum. Birkaç kitabevi ile görüşmelerim var. Bu konuda çalışması olacaklara kapım açık” dedi.
behice-boran-111-foto-sozcu-5

BEHİCE BORAN KİMDİR?

Kazan Tatarı olan Behice Sadık Boran, 1 Mayıs 1910’da Bursa’da doğdu. İlkokulu Bursa’da okumaya başladı ancak Kurtuluş Savaşı döneminde Yunanlılar Bursa’ya girince, ailesiyle İstanbul’a göç etti. İstanbul’da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde eğitimine devam etti. Şimdiki adıyla Robert Kolej olan okulun orta kısmından 1927’de mezun oldu. 1931 yılında da lise kısmından birincilikle bitiren ilk Türk kız öğrenci oldu. Mezun olunca Manisa ortaokuluna İngilizce öğretmeni olarak atandı. Amerikan Kız Koleji’ndeki tarih öğretmeni sayesinde Amerikan Michigan Üniversitesinden burs alarak Amerika’ya gitti. Michigan Üniversitesi’nde sosyoloji doktorasını 1939 yılında bitirerek Türkiye’ye döndü. Türkiye’ye döndükten sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) sosyoloji bölümüne doçent olarak atandı.

1941 yılında bir grup arkadaşıyla birlikte ‘Yurt ve Dünya’ ile ‘Adımlar’ dergilerini çıkarmaya başladı, ancak her iki dergi de kapatıldı. 1948 yılında siyasi görüşleri nedeniyle üniversiteden el çektirildi.
behice-boran-111-foto-sozcu-4

ADNAN MENDERES HÜKÜMETİNİ KINADI CEZAEVİNE GİRDİ

Evli 2 çocuk annesi Behice Boran, 1950’de ‘Barışseverler Cemiyeti’ni kurdu ve başkanlığını yaptı. Bu cemiyetten 1950 yılında Adnan Menderes hükümetinin Kore’ye asker göndermesini kınayan bir bildiri yayımlayınca 15 ay hapis cezası aldı ve cezaevine girdi.
behice-boran-111-foto-sozcu-8

1962 yılında (TİP) Türkiye İşçi Partisine üye oldu. 1965 yılındaki genel seçimlerde Şanlıurfa’dan milletvekili seçildi. 1970 yılındaki parti kurultayında Türkiye İşçi Partisi genel başkanı seçildi. 12 Mart 1971 muhtırası ile birlikte tutuklandı ve partisi (TİP) kapatıldı. Behice Boran’a 15 yıl hapis cezası verildi ancak 1974’de genel afla serbest kaldı. 1975 ise Türkiye İşçi Partisini tekrar kurdu ve genel başkanı seçildi.
behice-boran-111-foto-sozcu-9

7 YIL SÜRGÜN OLARAK YAŞADI

12 Eylül darbesinden sonra kısa süre ev hapsinde tutulan Boran, daha sonra yurtdışına çıktı. 1981 yılında vatandaşlıktan çıkartıldı. Avrupa’da 7 yıl sürgün olarak yaşadı. Yurtdışında iken (TKP) Türkiye Komünist Partisi ile TİP’in birleşme kararı aldıklarını duyurdu ve iki gün sonra da 10 Eylül 1987 tarihinde Brüksel’de öldü. 77 yaşında hayatını kaybeden Boran’ın cenazesi İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #DBDBDB; border-radius: 10px; display: flex; padding: 4px; align-items: center; margin: 30px 0; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Merakla beklenen Yılmaz Özdil’in son kitabı “Mustafa Kemal” Plus abonelerine hediye.