Üç yıldır dinmeyen gözyaşı

Tokat’ta 18 yıl önce teröristlerle çıkan çatışmada sol kolu ve sol gözünü kaybeden asker Salih Türk, 2014 yılında yine kendisi gibi ikinci evliliğini yapan Ebru Türk ile evlendi. Çift mutluluklarını bebekle pekiştirmek istedi. 2015 yılında hamile kalan Ebru Türk, sezaryenle dünyaya gelmesi planlanan bebeğini kucağına alacağı kasım ayının ilk haftasını dört gözle bekledi. Şeker hastası Ebru Türk, herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için hemen hemen her hafta özel hastaneye kontrole gitti. Rutin kontrolünün yapıldığı gün bebeğinin sağlıklı olduğunu öğrenen Ebru Türk, ertesi gün rahatsızlanınca yeniden hastaneye gitti. Türk, doğuma bir gün kala bebeğinin karnında öldüğünü öğrenince dünyası başına yıkıldı. Aileye, ‘ani ölüm’ nedeniyle bebeklerinin hayatını kaybettiği belirtildi.

MUĞLA’DAN ANTALYA’YA BEBEĞİNİN MEZARINA GÜNÜBİRLİK ZİYARET

Türk ailesi, bebeğin ölümünde doktorun ve hastanenin ihmali olduğu iddiasıyla mahkemeye başvurdu. Bebeğin ölümünden sonra sağlık sorunları artan ve psikolojik sıkıntıları başlayan Ebru Türk için doktorlar ailenin şehir değiştirmesini istedi. Türk ailesi, geçen yıl Muğla’nın Ortaca ilçesine taşındı. Çift, Antalya’ya her gelişlerinde, Barınaklar Mezarlığı’nda defnedilen bebeklerini ziyaret ediyor. Anne Ebru Türk, bazen günübirlik Muğla’dan Antalya’ya bebeğinin mezarını ziyarete geliyor.

Acılı ailenin tek tesellisi doğmayan bebeklerinin ultrason fotoğrafı. Foto DHA

Acılı ailenin tek tesellisi doğmayan bebeklerinin ultrason fotoğrafı. Foto DHA

MAHKEMENİN VERDİĞİ KARAR AİLEYİ ÜZDÜ

Ailenin başlattığı hukuk mücadelesinin ilk duruşması mayıs ayında, ikinci duruşma ise geçen ay görüldü. Mahkeme, doktorun ve hastanenin ihmali olmadığına hükmetti. Türk ailesi, mahkemenin verdiği kararla ikinci kez yıkıldı. Eşinin doğuma bir hafta kala sıkıntılar çekmeye başladığını belirten Salih Türk, doktorun eşini gözetim altında tutmasını beklerken, eve gönderdiğini söyledi. Türk, “6 Kasım’da çocuğumuzu kucağımıza almayı beklerken, 5 Kasım’da ölüsünü teslim ettiler. Bebeğimizi biraz erken almış olsalardı şimdi sapasağlamdı. Adli tıp raporunda doktorun kusurlu olduğu yazıyor. Raporda eşim hastalandığında taburcu edilmesinin doğru olmadığı belirtildi. Ben artık çocuk sahibi olamayacağım, benim çocuğum artık mezarlıkla yatıyor” diye konuştu.

ELİNİ VE GÖZÜNÜ ÇATIŞMADA KAYBETTİ

Devlete bir elini ve gözünü verdiğini belirten Türk, canını da vermeye hazır olduğunu, ancak evlat acısının kendisini çok üzdüğünü söyledi. Devlet yetkililerine seslenen Türk, adalet mekanizmasının sağlıklı işlemediğini savundu. Türk, “Hakim kararını, ‘Benim için çok zor bir karar’ diye yorumladı” dedi.

‘ARTIK BEBEK SAHİBİ OLAMIYORUM’

Ebru Türk ise 3 yıldır gözyaşlarının dinmediğini söyledi. Evlat acısının çok zor olduğunu kaydeden Türk, “Çok mutluyduk, bir bebeğimiz olsun istedik. Allah verdi ama doğuma bir gün kala bebeğimi kaybettim. Artık bebek sahibi olamıyorum. 4 defa tüp bebek denedik ama olmadı. Ciğerim yanıyor, Antalya’yı terk ettim. Ama ateş yüreğime düştüğü an soluğu bebeğimin yanında alıyorum” dedi. Türk ailesi, yeterli inceleme yapılmadan ve delil toplanmadan karar verildiğini iddia ederek, dosyayı bir üst mahkemeye taşıdı.

ANTALYA, (DHA)

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Venüs’ün Doğuşu’na bakarken kalbi durdu

İsmi açıklanmayan adam, Botticelli’nin 15. yüzyıl sonlarında yaptığı ve İtalyan rönesansının başyapıtlarından kabul edilen tablonun önünde yere yığıldı.

İtalyan basınındaki haberlere göre fenalaşan adama ilk müdahaleyi, müzeyi gezmekte olan Romalı bir doktor grubu yaptı. Daha sonra hastaneye kaldırılan adamın sağlık durumunun iyiye gittiği belirtildi.

ESERLERİN ÖNÜNDE ÇOK SAYIDA BAYILAN OLDU

BBC’den Övgü Pınar’ın haberine göre, Venüs’ün Doğuşu’na bakarken fenalaşan adamın Stendhal Sendromu’ndan muzdarip olduğu iddia edilirken, Uffizi Galerisi Müdürü Eike Schmidt, “Tıbbi teşhis yapmak benim alanım değil. Fakat son yıllarda galerimizdeki önemli eserlerin önünde çok sayıda fenalaşma vakası yaşandı” dedi.

Schmidt, daha önce Uffizi’de 2016’da bir adam yine Botticelli’ye ait olan ‘İlkbahar’ eserinin önünde sara nöbeti geçirmiş. Bu yıl da Caravaggio’nun Medusa’sının önünde de bir kişinin bayılıdığını söyledi.

Schmidt bu vakaları, ‘sanatın gerçekliği etkilediğinin kanıtı’ olarak yorumluyor.

STENDHAL SENDROMU NEDİR?

Sanat zehirlenmesi diye de bilinen Stendhal Sendromu, ismini, 18-19. yüzyıllar arasında yaşamış olan Fransız yazar Stendhal’dan (Marie-Henri Beyle) alıyor. 1817’de Floransa’yı ziyaret eden Stendhal, Santa Croce Bazilikası’nı gezerken coşku, kalp çarpıntısı ve halsizlik hissi yaşadığını yazmıştı.

Rönesansın başkenti Floransa’nın, bu belirtilerin en sık görüldüğü yerlerden biri olması nedeniyle bu rahatsızlığa Floransa Sendromu da deniliyor. Floransa’da 10 yıl içinde 100’ün üzerinde Stendhal Sendromu vakası yaşandığını belirtiyor.

Floransa’daki Medici Riccardi Sarayı’nın ziyaretçilerini incelemeye alan bilim insanları, fresklerle süslü şapeli gezen ziyaretçilerin yüz kaslarının gevşediğini, gözbebeklerinin küçüldüğünü, kalp atış hızı, nefes alış-verişleri ve tansiyonlarında değişiklikler olduğunu belirlemişti.

Stendhal 2008’deki bir söyleşide de bunun nedenini şöyle açıklıyor:

“Stendhal sendromu çoğunlukla Floransa’da yaşanıyor çünkü dünyada Rönesans sanat eserlerinin en yoğun olduğu yer burası. İnsanlar kısa sürede yüzlerce başyapıtla karşılaşıyor. Rönesans sanatı herkese hitap ediyor, hakkında fazla bilgiye sahip olmayanlara bile. Oysa modern, kavramsal sanatta durum farklı, bunlardaki mesajı anlayabilen insan sayısı çok daha az.”

İtalyan ressam Sandro Botticelli’nin 1482-1486 yılları arasında tuval üzerine tempera ile çizdiği tabloda, Venüs’ün ergen bir kadın olarak denizden doğarak kıyıya çıkışınıı betimleniyor

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Kelebek hastalığı (Epidermolizis Bülloza) nedir? Kelebek hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavisi… oub2

Halk arasında kelebek hastalığı olarak bilinen, bilimsel adı ise Epidermolizis Bülloza; nadir görülen genetik bir cilt hastalığıdır. Şimdi, Kelebek hastalığı (Epidermolizis Bülloza) nedir? Kelebek hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenlere birlikte göz atalım…

KELEBEK HASTALIĞI (EPİDERMOLİZİS BÜLLOZA) NEDİR?

Kelebek hastalığı ya da Epidermolizis bülloza, cildin çok kolay bir şekilde kabarmasına ve aşınmasına neden olan bir grup genetik deri hastalığıdır. EB’li kişilerde, kabarcıklar sürtünme veya çizilme gibi küçük yaralanmalara veya sürtünmeye tepki olarak oluşur. Kabarcık oluşumunun derinliğine veya seviyesine göre sınıflandırılan dört ana Epidermolizis bülloza türü vardır:

– Epidermolizis bülloz simpleks
– Distrofik epidermolizis bülloza
– Junctional epidermolysis bullosa
– Kindler Sendromu

kelebek hastalığı-shutter

KELEBEK HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

– Ellerde, ayak bileğinde ve dirsekte görülebilen eklem ağrısı ve eklem iltihabı
– Yorgunluk hissi, yüksek ateş ve hızlı kilo kaybetme
– Yüzün belli bölümlerinde kelebek görüntüsünü andıran kırmızı döküntüler
– Vücudun belirli yerlerinde meydana gelen kabartılar
– Saç dökülmeleri ve güneş ışığına karşı hassasiyet
– Baş ağrısı göğüs ağrısı ve baygınlık
– Akciğer, böbrek, karın zarı ve kalpte oluşan iltihap
– Bulantı, kusma ve karın ağrısı

KELEBEK HASTALIĞININ NEDENLERİ

Epidermolizis bülloza genellikle kalıtsaldır. Hastalık geni, hastalığı olan bir ebeveynden (otozomal dominant kalıtım) geçirilebilir. Ya da her iki ebeveynden de (otozomal resesif kalıtım) geçebilir veya etkilenen kişide geçirilebilecek yeni bir mutasyon olarak ortaya çıkabilir.

Deri, bir dış tabaka (epidermis) ve bir alt tabakadan (dermis) oluşur. Katmanların buluştuğu alan, bazal zar olarak adlandırılır. Çeşitli epidermolizis bülloza tipleri büyük ölçüde kabarcıkların hangi tabakada oluştuğuyla tanımlanır.

İLGİLİ HABERDeri iltihabı (Dermatit) nedir? Deri iltihabı nedenleri, belirtileri ve tedavisi...Deri iltihabı (Dermatit) nedir? Deri iltihabı nedenleri, belirtileri ve tedavisi…

Ana tip epidermolizis büllozalar şunlardır:

Epidermolizis bülloza simplex

Bu en yaygın biçimdir. Cildin dış tabakasında gelişir ve çoğunlukla avuç içleri ve ayakları etkiler. Kabarcıklar genellikle yara izi olmadan iyileşir.

Junctional epidermolysis bullosa

Bu tip bebeklik döneminde başlayan kabarcıklar ile şiddetli olabilir. Bu rahatsızlığa sahip bir bebek, ses tellerinin sürekli olarak kabarmasından ve skarlanmasından dolayı bir çığır açıcı çığlık geliştirebilir.

Distrofik epidermolizis bülloza

Bu tip, gendeki pig-skinlike dermis tabakasına güç sağlayan bir kolajen türünün üretilmesine yardımcı olan bir kusurla ilgilidir. Bu madde eksikse veya çalışmıyorsa, cilt katmanları düzgün şekilde katılamaz.

kelebek hastalığı nedir-shutter

KELEBEK HASTALIĞI TEDAVİSİ

kelebek hastalığının tedavisi hastalığın grubuna göre değişkenlik gösterir. Ancak kelebek hastalığının tedavisi yoktur. Kelebek hastalığına yakalanan kişiler çocukluk yıllarında sıvı elektrolit eksiklikleri, komplike ağır enfeksiyonlar ve organ yetmezlikleri sonucu yaşamlarını yitirmektedir. Tedavi yöntemleri ise, yaraların ve enfeksiyonun önlenmesine yöneliktir. Tedavi seçenekleri şunlardır:

İlaçlar

İlaçlar ağrıyı ve kaşıntıyı kontrol etmeye yardımcı olabilir ve kan dolaşımındaki (sepsis) enfeksiyon gibi komplikasyonları tedavi edebilir. Yaralar yaygın enfeksiyon belirtileri gösteriyorsa (ateş, halsizlik, şişmiş lenf bezleri) doktor oral antibiyotikler reçete edebilir.

Cerrahi

Cerrahi tedavide bazen kullanılan seçenekler şunlardır:

Yemek borusunu genişletmek: Özofagusun kabarması ve skarlanması özofageal daralmaya yol açarak yeme zorlaşır. Özofagusun cerrahi olarak dilatasyonu bunu rahatlatabilir ve yiyeceklerin ağızdan mideye gitmesini kolaylaştırabilir.

Bir besleme tüpü yerleştirmek: Beslenmeyi iyileştirmek ve kilo alımına yardımcı olmak için, mideye doğrudan bir besleme tüpü (gastrostomi tüpü) implante edilebilir.

Cildi aşılama: Yara izi elin işlevini etkilediyse, doktor cilt grefti (yama) önerebilir.

Hareketliliğin tekrar kazanılması: Tekrarlanan kabarma ve yara izi, parmakların veya ayak parmaklarının kaynaşmasına veya eklemlerde anormal kıvrımlara (kontraktürlere) neden olabilir. Bu durumların düzeltilmesi için ameliyat önerilebilir.

Rehabilitasyon tedavisi

Bir rehabilitasyon uzmanı ile çalışmak yara izi ve kontraktürlerin neden olduğu hareket kısıtlamalarını hafifletebilir.

Potansiyel gelecek tedaviler

Araştırmacılar, aşağıdakiler de dahil olmak üzere epidermolizis bülloza semptomlarını tedavi etmek ve rahatlatmak için daha iyi yöntemler üzerinde çalışıyorlar:

– Gen tedavisi
– Kemik iliği (kök hücre) nakli
– Protein replasman tedavileri
– Hücre bazlı tedaviler

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Boyun tutulması belirtileri ve nedenleri nelerdir? Boyun tutulması nasıl geçer?

Uzun süre masa başı işte çalışmak, klima önünde durmak, yanlış pozisyonda uyku, boyun bölgesine uygulanan baskı ve zorlama gibi nedenlerle ortaya çıkan boyun tutulması hakkında bilinmesi gerekenleri haberimizde sizler için derledik… Boyun tutulması nedir? Boyun tutulması neden olur?

BOYUN TUTULMASI NEDİR?

Boyun tutulması bir çok insanın hayatında en az bir kere karşılaştığı bir durumdur. Bu kaslarda spazm anlamına gelir. Kaslar hareketi sağlayabilmek için kasılır ve gevşer. Normalin dışında kasılma olduğunda bu ağrılı bir spazma dönüşür. Kaslar lif liftir. Lifler birbirinin içine girip birbirleriyle anahtar kilit gibi kilitlenir. Kaslar belli bir pozisyonda belli bir süre kalırsa o kasılmış kaslar ayrılamaz ve birbirlerine neredeyse yapışır gibi olurlar. Buna boyun tutulması denir.

shutterstock_564352276

BOYUN TUTULMASI BELİRTİLERİ

Boynunuzun tutulduğunu özellikle sabah uykudan uyandığınızda hissedersiniz. Kafanızı sağa, sola çeviremezsiniz, boyunda ağrı ve hassasiyet oluşur. Günlük yaşantınızı çok fazla etkiler; araba kullanmakta güçlük çekersiniz, yemek yaparken yahut yerken zorlanırsınız ve yaşam kaliteniz düşer.

İLGİLİ HABERBoyun fıtığı nedir, nası tedavi edilir?Boyun fıtığı nedir, nası tedavi edilir?

BOYUN TUTULMASININ NEDENLERİ

Boyun tutulması için birçok olası sebep vardır. Bazı yaygın nedenler şunlardır:

– Yastığın sertliği ve yüksekliği
– Kanepe gibi sert ve rahatsız yerlerde yatmak
– Yanlış uyku pozisyonunda uyumak
– Masa başı işinde olmak ya da sürekli bilgisayara bakmak – Terleme sonrası boyunun aniden soğuması
– Klimalı ortamlar
– Omuzlarda yük taşımak
– Servikal spondiloz, omurilikte dejenerasyon ile işaretlenmiş bir durum
– Duygusal stres
– Baş ağrısı
– Egzersiz sırasında zorlanma
– Isınma hareketleri yapmadan spora başlamak

BOYUN TUTULMASI NASIL GEÇER?

Öncelikle boyun bölgesini soğuktan korumak gerekir. Sıcak havlu, boğazlı kazak vb. Boynunuza ellerinizle hafif masajlar yaparak rahatlama sağlayabilirsiniz. Sıcak bir havlu kaslarınızı rahatlatır. Kas gevşetici kremler yahut ilaçları doktor tavsiyesi ile kullanabilir. Boyun egzersizleri yapabilirsiniz. Bilgisayar başındayken ya da masa başı işindeyken boyun yastıklarını destek amaçlı kullnamak fayda sağlayabilir. Bu yöntemlerle 2 gün içinde boyun tutulması geçmiyorsa bir doktora başvurmanızda fayda vardır.

İLGİLİ HABERBel fıtığı nedir? Bel fıtığının belirtileri nelerdir? İşte tedavi yöntemi...Bel fıtığı nedir? Bel fıtığının belirtileri nelerdir? İşte tedavi yöntemi…

Vurulan doktor hakkında yeni gelişme !

Bahçelievler’de hastası tarafından silahla vurularak ağır yaralanan psikiyatri uzmanı Dr Fikret Hacıosman’ın hayatını kaybettiği açıklandı.
 
İstanbul Bahçelievler’de silahla vurularak ağır yaralanan Dr. Fikret Hacıosman hayatını kaybetti.

Medicana Bahçelievler Hastanesi’nden konu ile ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“2 Ekim 2018 tarihinde tedavi ettiği hastası tarafından ateşli silahla saldırıya uğrayan ve yoğun bakımda tedavi altına alınan Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Dr. Fikret Hacıosman, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Yaşanan saldırı sonrasında ameliyata alınan ve tedavisi titizlikle takip edilen doktorumuz Fikret Hacıosman; yaşamsal fonksiyonlarının geri döndürülememesi nedeniyle saat 21.55’te vefat etmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.

3 Ekim Çarşamba günü saat 12.00’de, Medicana Bahçelievler Hastanesi önünde ve tüm Türkiye’deki Medicana Hastanelerinde eş zamanlı Dr. Fikret Hacıosman anısına bir tören düzenlenecek ve basın açıklaması yapılacaktır.”

NE OLMUŞTU?

Saat 12.30 sıralarında Bahçelievler’deki özel bir hastanede görevli psikiyatri uzmanı Dr. Fikret Hacıosman, psikolojik sorunları sebebiyle mart ayından beri tedavi gördüğü öğrenilen Serhat Tunçdemir’in silahlı saldırısına uğramıştı. Muayene odasındaki saldırıda Doktor Fikret Hacıosman yaralandı. Yaralı doktor olay sonrası ameliyata alınmıştı.

AKRABASINI REHİN ALMIŞTI

Olayın zanlısı Serhat Tunçdemir kaçarak Esenler Kazım Karabekir Mahallesi’nde akrabasının evine gitmişti. Evdekileri rehin alan saldırgan, müzakereci polislerin de devreye girmesiyle silahını dışarı atarak, eve giren polisler tarafından etkisiz hale getirilmişti.

“BENİMLE DALGA GEÇTİ”

18 yaşındaki Serhat T.’nin kendisini sorgulayan polislere, “Doktoruma gittiğimde ona zenginlerin yaşamından etkilendiğimi, onların o eğlence hallerini gördüğümde kin beslemeye başladığımı anlatıp, yardım istedim. Bu duygudan nasıl kurtulabileceğimi sordum. Ancak o benimle alay ederek ‘sana yazdığım ilaçları tam ve zamanında içersen kurtulursun” dedi. Kendisiyle dalga geçilmesine çok sinirlendiğini söyleyen Serhat T.’nin silahını çekerek ateş ettiğini anlattığı öğrenildi.

Doktora o tekmeyi atan saldırgan hakkında yeni gelişme

Samsun’da Ramazan Bayramı’nın 1. günü özel bir hastanenin acil servisinde doktora uçan tekme atarak saldıran şahıslar serbest kaldı.

Samsun’un Atakum ilçesinde bir barda çıkan kavga sırasında olaya müdahale eden polis, biber gazı sıkarak tarafları ayırdı. Kavgaya karıştıkları ileri sürülen ve gazdan etkilenen şüpheliler gittikleri özel bir hastanenin acil servisinde olay çıkardı. G.S. adlı şahıs hastanede yanlarına gelen acil serviste görevli Afgan asıllı Dr. A.F.N.’nin şakağına tekme attı. Yaşanan olayda G.S. ve arkadaşı S.S.K, doktor ve güvenlik görevlisi T.Y.’ye saldırdı.

Doktora ve güvenlik görevlisine saldırı anı ise hastanenin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Gözaltına alınan olayın zanlıları, ifadelerinin ardından savcının talimatı doğrultusunda serbest bırakıldı. Ancak olayın medyada yer alması ve büyük yankı uyandırması üzerine savcı, saldırganlar hakkında yeniden gözaltı kararı verdi. Olayla ilgili G.S. ve S.S.K. yeniden gözaltına alınarak 18 Haziran’da çıkarıldığı adliyede nöbetçi mahkemece tutuklanarak Samsun T Tipi Kapalı ve Açık Cezaevine konuldu.

Olayın ardından tutuklanan şahıslar tutukluluk hallerinin kaldırılmasına yönelik başvuruyu mahkemenin kabul etmesiyle birlikte serbest kaldı.

 
Davayı takip eden hastane Avukatı Fatih Yıldıran, tutuklu şahıslar G.S. ve S.S.K.’nin tutukluluk hallerinin kaldırılmasına yönelik başvuruyu mahkemenin kabul etmesiyle birlikte duruşma beklemeden serbest kaldıklarını söyledi.

Bu duruma hastane yönetimi ve darp edilen doktorun meslektaşları tepkilerini dile getirdi. Dosyaya müdahil olan Tabipler Odası ve özel hastane itirazda bulundu. Sağlık Bakanlığının ise konunun takipçisi olduğu biliniyor.

Dil ülseri neden olur? Dil ülseri belirtileri ve tedavisi…

Dil ülseri Ağız bakımının yetersiz olarak yapılması, ağız enfeksiyonları ve ağız kanseri gibi pekçok nedene bağlı olarak ortaya çıkar. Beyaz olan dil ülserleri genellikle ciddi bir soruna yol açmaz, ancak iltihap nedeniyle koyu pembe renk alan ülserler kanamaya neden olabilir. Dil üzerinde görülen bu yaralar yanak ve dudak içlerinde, diş etlerinde ve damak üzerinde oluşabilmektedir. Bu ülserler tek başına veya kümeler halinde görülebilir. Dil ülserinin nedenleri, belirtileri ve tedavisi ile ilgili bilinmesi gerekenler haberimizde…

DİL ÜLSERİ NEDENLERİ

– Duygusal stres
– Uyku eksikliği
– Hormonal dengesizlik
– Gıda alerjisi
– Adet dönemleri
– Ağız hijyeni eksikliği
– Viral enfeksiyonlar
– Genetik özellikler
– Ani kilo kaybı
– Turunçgillere verilen tepki
– Zayıflamış bağışıklık sistemi
– Dili ısırma veya diş fırçası nedeniyle dilin tahriş olması
– Sodyum lauril sülfat içeren diş macunları
– B-12, demir veya folik asit eksikliği

Dil ülserine neden olan bazı hastalıklar

– Crohn hastalığı
– Ülseratif kolit
– Çölyak hastalığı
– Behçet hastalığı

Önlenebilir diğer nedenler

– Tütün çiğneme
– Sigara kullanma
– Aşırı alkol tüketimi
– Aşırı baharatlı yiyeceklerin sık tüketimi
– Aşırı çay ve kahve tüketimi
– Sert kimyasallar içeren diş macunu ve gargara suyu kullanımı

İLGİLİ HABERAğız yaraları nasıl geçer? İşte ağız yarası tedavisi...Ağız yaraları nasıl geçer? İşte ağız yarası tedavisi…

DİL ÜLSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Dil ülseri nedenine bağlı olarak farklı belirtiler gösterebilir. Genellikle dilde yanma hissi, ağrı ve iltihaplanmalar şeklinde görülebilir. Diğer belirtiler ise şunlardır:

– Yutma güçlüğü
– Boğaz ağrısı
– Dil şişmesi
– Konuşurken rahatsızlık hissi
– Dilde morarma ve kanama

Daha az görülen belirtileri ise;

– Vücutta ağrı
– Ateş
– İshal
– Deride döküntüler
– Aşırı yorgunluk ve halsizlik
– Şişmiş lenf bezleri

Eğer dil ülseri yüksek ateş, solunum bozukluğu, dilde ve gırtlakta ani şişlik ile birlikte görülüyorsa acil tıbbi yardım alınmalıdır.

DİL ÜLSERİ TEDAVİSİ

Dil ülserinin tedavisi de en az teşhisi kadar basittir. Ancak hastalığın tedavisinin yüksek başarılar verebilmesi amacıyla hastalığın ilk belirtileri görülmesi durumunda hemen doktora başvurulmalı ve gerekli tedaviye başlanılmalıdır. Dil ülseri hastalığının tedavisinde genellikle doktor tarafından reçeteli olarak yazılan ülser ilaçları verilmektedir. Dil ülseri üzerinde oldukça etkili olan bu ilaçlar sayesinde hastalık kısa sürelerde yok edilebilmekte ve hasta tedaviden bir süre sonra günlük hayatına kaldığı yerden devam edebilmektedir. Ancak çok nadiren de olsa dil ülseri hastalığının ilerlemesi durumunda ilgili doktorun gerek görmesi durumunda cerrahi müdahale gerçekleştirilebilmektedir.

Ayrıca B kompleks tabletler ve vitamin takviyesi kullanmak yaralara iyi gelebilir. Yaraların üzerine gliserin içeren krem sürmek morlukların ve iltihabın hafiflemesine yardımcı olabilir. Yaralar çok ağrılıysa doktorunuzdan ağrı kesici talep edebilirsiniz.

Tahrişi ve ağrıyı hafifletmek için evde bazı yöntemleri uygulayabilirsiniz.

Tuzlu suyla gargara yapmak ilk başta biraz acı vermekle birlikte yaraların iyileşme sürecini hızlandırabilir

– Ülser üzerine Hindistan cevizi yağı veya bal sürmek acıyı hafifletebilir

– İncir yapraklarını ezdikten sonra balla karıştırarak yaraların üzerine koyabilirsiniz

– Yeşil elma ve muz yemenin bu tür yaraların iyileşmesine yardımcı olduğu bilinmektedir

– Bağışıklık sistemini güçlendirmek için daha sık yoğurt yiyebilir ve C vitamini takviyesi kullanabilirsiniz

– Ağızda yara ve enfeksiyona neden olan bakterilerin gelişmesini engellemek için, ağzınızı her gün düzenli olarak tuzlu suyla çalkalayabilirsiniz.

İLGİLİ HABERBoğaz ağrısını ne geçirir? Boğaz ağrısı nedenleri, belirtileri ve tedavisi...Boğaz ağrısını ne geçirir? Boğaz ağrısı nedenleri, belirtileri ve tedavisi…

Genç mucitlerin tıp fakültesi hayali gerçek oldu

Lise eğitimlerini bu yıl tamamlayan Akdeniz ve Masoud, önceki yıl kanserin erken teşhisi üzerinde çalışma kapsamında, danışman hocalarıyla akciğer, meme ve prostat kanserini erken teşhis için “mikro akışkan çip” geliştirdi.

TÜBİTAK’ın düzenlediği proje yarışmasının İzmir ayağında “Kanserden Değil Geç Kalmaktan Kork” adlı çalışmalarıyla birinci olan öğrenciler, Ankara’daki ulusal finalde gümüş madalya kazandı.

ege-universitesi-aa-2

İzmirli öğrenciler, Avrupa Birliği (AB) tarafından desteklenen SciChallenge adlı bilim yarışmasında 28 ülke ve 438 proje arasında birinciliği elde etti.

Geliştirdikleri çip TÜBİTAK bünyesinde kurulan özel bir kurul tarafından değerlendirilen öğrenciler, ABD’nin Pittsburg kentinde düzenlenen Uluslararası Bilim ve Mühendislik Fuarı’nde (Intel-ISEF 2018) Türkiye’yi temsil etmek üzere seçildi.

Öğrencilerin kanseri erken teşhisini sağlamak için geliştirdikleri çip, geçen hafta 81 ülkeden bin 800 projenin yer aldığı yarışmada biyomedikal mühendisliği dalında “dünyanın en iyi 3. projesi” olarak seçildi.

Elde ettikleri başarının ardından projelerini daha da geliştirme kararı alan liseli ögrenciler, kendilerine tıp fakültesinde okuma hedefi koydu.

HAYALLERİNE EGE ÜNİVERSİTESİ’NDE KAVUŞTULAR

ege-universitesi-aa1

TÜBİTAK düzeyinde proje hazırlayıp uluslararası bir organizasyonda derece elde ettikleri için istedikleri bir üniversitenin tıp fakültesine sınavsız yerleşme hakkı kazanan Akdeniz ve Al Masoud’ın tercihi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi oldu.

Kayıt işlemlerini yaptırmak için beraber okula gelen başarılı öğrencileri, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Gürgün ile Hastane Başhekimi Prof. Dr. Tuncay Göksel karşıladı.

Genç “mucit”ler ile bir süre sohbet eden Rektör Budak, ardından onlara okulu gezdirdi. Öğrencilere tıp öğrencileri olduklarını simgeleyen beyaz önlüklerini giydiren Budak, akademik çalışmalar yapacakları “Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Laboratuvarları”nı tanıttı.

Mikroskop da örnek kan hücrelerini inceleme şansı bulan başarılı öğrenciler, laboratuvarların çalışmaları hakkında bilgi aldı.

“KANSERLE SAVAŞIMIZ DEVAM EDECEK”

ege-universitesi-aa

Berna Akdeniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, arkadaşıyla yaptıkları bilimsel çalışmayı daha da geliştirmek için aynı üniversite de tıp fakültesi eğitimi almaya karar verdiklerini söyledi.

Babasının da doktor olduğunu belirten Akdeniz, “Zaten yıllardır babamdan dolayı bu mesleği gözlüyordum. Aklımızda bir çok üniversite vardı ama Ege Üniversitesinin bize sağlayacağı ayrıcalıklardan dolayı tercihimiz bu yönde oldu.” dedi.

Akdeniz, kayıt için üniversiteye geldiğinde çok heyecanlandığını, Rektör Budak’ın geliştirdikleri çip üzerinde çalışmayı sürdürmeleri için destek sözünün kendilerini çok mutlu ettiğini anlattı.

Kanser vakalarının toplumda her geçen gün artmaya devam ettiğini vurgulayan Akdeniz, “Hayalim yine kanserle savaşta rol almak. Hedefimiz, lisede yaptığımız çalışmaları üniversite seviyesine çıkararak hocalarımızla beraber daha da geliştirmek.” dedi.

“YENİ ŞEYLER ÜRETMEK İSTİYORUZ”

Leyla Al Masoud da Ege Üniversite Tıp Fakültesinde üniversite hayatına başladığı için mutlu olduğunu söyledi.

Laboratuvarları gördüğünde çok heyecanlandığını anlatan Al Masoud, “Arkadaşımla gerek geliştirdiğimiz çipin üzerine bir şeyler koymak, yeni projeler konusunda çalışma yaparak yeni şeyler üretmek istiyoruz. Amacım araştıran doktorlar olmak, bu sayede insanlığa daha çok katkı sunmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Rektör Budak da kansere karşı savaş açan proje geliştiren öğrencilerin üniversitelerini tercih etmelerinin çok anlamlı olduğunu aktardı.

“ONLARA DESTEK OLACAĞIZ”

ege-universitesi-aa-3

Hem üniversite hem de tıp fakültesi olarak araştırma üniversitesi olma yolunda emin adımlarla ilerlediklerinin altını çizen Budak, şunları kaydetti:

“Öğrencilerimizin çalışmalarının geliştirilmesi ve patent alınması, ülkemizin ekonomisine sağlık anlamında sunulması konusunda takipçi olacağız. Zaten bizim kanserle milli aşı projemiz var. Öğrencilerimizin de bu mucit yanlarını değerlendirerek bu genç dinamik yaklaşımlarıyla üniversitedeki projelere entegre edeceğiz TÜBİTAK ve bakanlıklar nezdinde de bu çalışmaları geliştirmek istiyoruz.”

AA

İTÜ’de yapay damar tasarlandı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Doktor Öğretim Üyesi İpek Yalçın Eniş, katmanlı biyobozunur yapay damar geliştirdi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Eniş, İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Telem Gök Sadıkoğlu’nun danışmanlığında yürütülen doktora tezi kapsamında, gerçek damar yapısını taklit eden katmanlı biyobozunur damar üretmeyi başardı.

DAMAR DEĞİŞİĞİMİNE İHTİYAÇ DUYAN HASTALARA ÇARE OLABİLİR

Üretilen yapay damar sayesinde baypas ile damar değişimine ihtiyaç duyan hastalar için çare olabilecek bir çalışmaya imza atıldı.

Günümüz teknolojisi yapay damar üretimine imkan verse de küçük çaplı yapay damarların değişimi noktasında çeşitli güçlükler yaşandığına dikkat çeken Eniş, 8 yıllık çalışmanın sonucunda damar tasarımında önemli adımlar attı.

Türkiye’de bu konuda ilk kez araştırma yaparak bilim dünyasına adını yazdıran Eniş, gerçek damar histolojisinin kompleks yapısının ancak her katmanında farklı tasarım ölçütlerine sahip, katmanlı yapay damarlar ile sağlanabileceği sonucuna ulaştı.

Üretilen yapay damar, klinik öncesi testlerden başarıyla geçti. Deneysel çalışmaların bir kısmı Liberec Teknik Üniversitesi’nde Prof. Dr. David Lukas, CSc. eş danışmanlığında gerçekleştirildi. Üretilen damarlar küçük hayvan modelleri üzerinde denenerek, ilk bulgulardan başarılı sonuçlar elde edildi. Büyük hayvan modelleri üzerinde ise çalışmalar devam ediyor.

Ayrıca TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında kan akışını taklit edecek biyoreaktör tasarımı ile dinamik hücre ekimine dair ön çalışmalar da gerçekleştirildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. İpek Yalçın Eniş, hedefin uzun vadede vücuda kendi yapacağı damar için bir iskelet üretebilmek olduğunu, yapay damar konusu üzerinde çalışmaya başladıklarında uluslararası literatürde kısıtlı sayıda çalışmanın yapıldığını belirtti.

Bu konuda ulusal deneysel çalışmanın olmadığını aktaran Eniş, “Proje konusunda tekstil mühendisleri olarak yapay damar numunelerinin konstrüksiyon özelliklerinin tasarımı üzerine yoğunlaştık. Son yıllarda, araştırma konusu, ulusal ve uluslararası araştırmacıların ilgi odağı haline geldi.” ifadelerini kullandı.

Çalışmaya katkıda bulunan kurumlar ve bilim insanları şöyle: Ülke açısından çok önemli olan çalışmaya, İTÜ’nün ev sahipliğinde Uludağ Üniversitesi, mühendislik ve tıp fakültelerinden akademisyenler de katkı sağladı. Proje ekibinde, Uludağ Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülşah Çeçener ve Prof. Dr. Berrin Tunca ve Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Aslı Hockenberger de araştırmacı olarak yer aldı.

Elinde bebeğinin tabutuyla yürekleri yakan acılı baba: Canımız yandı

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde meydana gelen tren kazasında eşini, 5 aylık bebeğini, baldızını kaybeden Melih Kurtuluş, yaşadıklarını anlattı. Acısı yüzüne yansıyan ve kelimeler boğazına düğümlenen baba Melih Kurtuluş, “Eşimi ve sadece bebeğimi değil eşimin ablasını da kaybettim. Eşimin diğer ablasının kızını da kaybettik. Vefat eden baldızımın kaybettiğimiz baldızımızın çocuğu da şu an devlet hastanesinde yoğun bakımda yatıyor bildiğimiz kadarıyla” dedi.

“Aynı trenle gittiler aynı trenle dönemediler”

“Bir tek Kemal’im kurtuldu kazadan” diyen acılı baba Kurtuluş, “Lüleburgaz’a gittiler. Hiç trene binmemişti Kemal’im. Bir organizasyon yapmışlar sırf trene binmek için gittiler. Başka hiçbir şey yoktu. Aynı trenle gittiler aynı trenle dönemediler” diye konuştu.

“Mesaj attı 10 dakika sonra alırsın dedi”

Eşinin kazadan 10 dakika önce kendisine mesaj attığını belirten Melih Kurtuluş, “Mesaj attı bana ’10 dakikaya duraktayım alırsın beni’ dedi. Gittim tren istasyonuna bir haber geldi tren raydan çıkmış. İçimiz parçalandı hemen gittik olay yerine zaten ilk gidenlerden biri benim, oğlumu nasıl çıkarttılar hiç bilmiyorum. Oğlumu en önde gördüm raylarda oturuyordu. Bacanağımın eşi falan da trendeydi onları çıkartmışlar zannettim. Baktım iyiydi bir umut dedim, oğlum kurtulduysa diğerleri de kurtulmuştur. Hep aradık ama sonra facebookta bir doktor paylaşmış herhalde hastanedelerdi. Aradık hastane hastane sonunda polis teşhis için çağırdı orada eşimi de baldızımı da gördüm en son Beren’imi de gördüm sizlere ömür işte” şeklinde konuştu.

“Canımız yandı”

Raylar üzerinde 3 yaşındaki evladı Kemal’i gördüğü anda hissettiklerini de aktaran Kurtuluş, “Kemal’im çıktı dediysem öbürküler de eşim de kurtulmuş belki yaralıdır dedim. Belki çıkmışlardır dedim baktım ama göremedim nereden çıkartıldıklarını da görmedim. Zaten yaralıların hepsine baktım. Gece saat 12 buçuğa kadar oradaydım yaralılar içinde yoktu. Dedim belki helikopterle arka taraftan gitmiştir. Oradan çıkanları göremedim çünkü hepsini traktörlerle taşıdılar. Hiç gidilebilecek gibi bir yer değildi zaten. İşte sonuç, sonuç böyle. Canımız yandı” dedi.